Parco delle Madonie

Map: 
Navionics Yükleniyor

Dün Palermo, önceki gün Cefalu derken iyi yürüdük. Bugün araba kiralayıp bu bölgedeki doğal parkı gezeceğiz.

Park derken yaklaşık 162 km2 bir alanda, içinde Sicilya’nın Etna’dan sonra en yüksek dağı olan Pizzo Carbonara'yı ve başka dağları, birçok ortaçağ kasabasını barındıran ormanlık bir alanı kastediyorlar!

Araba kiralama şirketine ilk geldiğimiz gün uğrayıp rezervasyon yaptırmıştık zaten. Saat 10.00 gibi Cefalu’ya gidip kahve-pastane tipi kahvaltı sonrası arabayı alıp yola koyulduk.

Bahsettiğimiz bölge Cefalu’nun hemen arkasından başlıyor neredeyse. Araba  ile tırmana tırmana çıkılıyor. Yol gayet düzgün. İlk etapta büyük bahçe/tarlaların içinde güzel evlerin arasında yol alırken evler giderek seyrekleşiyor ve ağaçlar sıklaşıyor.

İlk molamız Isnello kasabasında. Bir kayalığın yamacına kurulmuş küçük bir ortaçağ kasabası. Saat 12.00 civarı, sıcağın artık kavurmaya başladığı anlar, kimseler yok etrafta. Biraz yürüyünce kasaba merkezinde ufak bir hareketlilik gözümüze çarptı. Hemen oradaki köy kahvesine oturup birer kahve sipariş ettik. Bizim dışımızdakilerin hepsi kasaba ahalisi. Onlar kendi aralarında muhabbetlenirken biz de oradakilerin birinin köpeği Paco ile samimi olduk.


Biraz soluklandıktan sonra kasabayı şöyle bir turlayıp yola devam. Yükseldikçe bitki örtüsü değişiyor, her biri ayrı güzel. Birçok yürüyüş yolu var parkta; ormanın içine dalan, tepelere tırmanan. Biz iki gündür tabana kuvvet dolaştığımızdan araba ile devam etmeyi tercih ettik, bir de sıcak cabası. Yürümek için sabah erken bir saatte yola düşmek daha mantıklı sanki bu mevsimde. Parkın büyüklüğü ve orman bizi şaşırttı açıkçası.

 




Yanımızda suyumuz var, ilk kasabadan almıştık, ama maalesef çantaya yiyecek birşeyler atmayı atlamışız! Yiyecek bir şeyler bulma umuduyla güzel bir kasabada daha mola verdik ama tam siesta saati, her yer kapı duvar. Dönüş yolunda da yemek için açık bir yer bulamayınca tekneye döner dönmez ilk iş mutfağa dadandık haliyle:)

Arabayı istediğimiz saatte geri verme opsiyonumuz var (ofisin yanındaki otoparkın önüne bırakıp, anahtarı da oradaki kutuya atarak). Hazır araba varken yüklü bir market alışverişi hedefimiz. Karınları biraz doyurur doyurmaz kasabanın diğer yakasındaki markete gidip alışveriş işini halettik. 
Yunanistan’da artık markalara bile hakimdik, burada da yavaş yavaş adaptasyon başladı, şundan alma o kötü çıkmıştı, bunu alalım bu çok güzeldi gibi…ama hala denenecek bir sürü şey var:) Eksikliğini en çok hissettiğimiz şey yoğurt burada, onu da Cem hallediyor sağolsun. Haa bir de çay tabii, şükür hala stoğumuz var, ama biterse poşet çay dışında bir opsiyon yok.

Alışverişi tekneye indirdikten sonra kasabaya gidip arabayı bıraktık. Sonra yürüyerek tekneye döndük. Gündüzün kavurucu sıcağına rağmen akşamları tatlı bir serinlik oluyor, yürümek için keyifli saatler. Tekneye döner dönmez Cem tekneyi yıkarken, ben de yığdığımız market alışverişini yerleştirdim. İşleri toparlayıp biran önce kafaları yastığa koymak istiyoruz. Sabah çıkış hedefimiz erken keza...


Add new comment