Ag Nikolas

Map: 
Navionics Yükleniyor

Zakintos ana limanda bir gün daha geçirdik. Akşama kadar nispeten tembel bir gündü. Şehri biraz dolaştık.Çok özelliği olan bir yer değil. Adanın ulaşım merkezi. Burada kalan turistler dahi her gün deniz veya kara araçları ile diğer koylara gidiyorlar.

Akşamüstü biraz hareket geldi. Komşumuz Arjantinli Ricardo ana yelken mandarını direk içine kaçırmıştı. Direğe çıkmak için hazırlık yapıyordu. Yeni oyuncağımızı denemek için iyi fırsat! Yeni oyuncak ne? Sevgili Erol Şar ve Mehmet Erem'in bir süredir çalıştıkları bir proje var. Elektrikli vinç kolu yapıyorlar. Süreci takip ediyordum. Yeni bir ürün geliştirmek her zaman zordur. Ama yaşadıkları en ciddi sıkıntı numune olarak getirdikleri üç beş tane elektrik motoru için gümrükte yaşadıkları engeller oldu. Epey bir süre uğraştıktan sonra çekebildiler. Memlekette iş yapmak gerçekten zor. Vinç kolu da Göcek'e yetişmeyince Atina'ya gelen arkadaşlarımız sayesinde bana ulaştı. 

Bizim 90+ kilogramlık Ricardo'yu bu elektrikli vinç kolu ile direğe çektik. Büyük lüks! Ama çekme kısmı kolaydı. Kılavuzu direkten geçirip aşağıdaki çıkıştan yakalamak biraz uğraştırdı. İlk denemede kılavuz geldi, ama öbür ucu bir yere takıldığı için tamamını çekemedik. Neyse ki yukarıdan çekince kurtuldu. Epey bir denemeden sonra tam gün batarken operasyonu tamamladık ve Ricardo'yu indirince birer soğuk bira ile kutladık.

Ertesi sabah kahve keyfi sonrası gümrük ofisine gidip Temmuz Tapai vergisini yatırdık, ufak bir alışveriş daha yaptık ve limandan ayrıldık. Kahvaltı yolda. Akşam adanın kuzeyindeki Agios Nikolaus'da kalmaya niyetliyiz. Ama ikimiz de bir gece alargada kalmak istiyoruz. Sanırım kaç gündür limanın betonu çok bastı. Onun için önce adanın kuzeyinden dönüp adanın batısındaki Navagio koyuna gidiyoruz.

Yol boyunca su yapıcı çalışıyor. Dün bir hata yaptık. Zakintos limanından su depomuzu doldurduk. Limandaki tüm altyapı çok düzgün gözüktüğü ve nispeten büyük bir kasaba olduğu için hiç sorgulamadık. Ama su ciddi tuzlu çıktı. Yarı dolu depomuzdaki suyla karışmasına rağmen kullanılamayacak kadar kötü. Belki duş almaya ve el yüz yıkamaya yarar. Ama biz bu suyu artımadan geçirip içme suyu yapıyoruz. Zaten orada farkettik. Ters osmoz sistem bile başa çıkamamış, oldukça kötü bir su üretmiş. İşi kötüsü, yarım depo suyumuzu da murdar ettik. Bundan sonra ölçmeden su almak yok. Sabah depoda kalan tüm suyu boşalttık ve yol boyunca su yapıcıyı çalıştırdık. İçme suyu sistemindeki filtrenin kalıcı hasar gördüğünden korkuyordum ama o da birkaç yıkamadan sonra kendine geldi.

Navagio koyu burada "Shipreck Bay" olarak biliniyor. Muazzam bir kumsal, gerçek turkuaz bir deniz ve kumsalın ortasında kocaman bir gemi hurdası! Batıkla ilgili değişik efsaneler var, ama turizm endüstrisi çok verimli kullanıyor. Adanın her tarafınan onlarca gezi teknesi gün boyunca buraya geliyor. Koyun fotoğrafları sadece adanın değil, Yunanistan'ın sembol resimleri arasında.

Burada bir gece geçirmek istiyoruz, ama rüzgar tahminlerin aksine batıdan esiyor. Şiddetli değil ama sevimsiz bir dalgayı koy içine kadar getiriyor. Yandaki koya bakıyoruz. Orada biraz daha girintiler var. Sokulabildiğimiz kadar içeriye girip demir atıyoruz. Hala çok rahat değil. Toparlanıp Ag. Nikolaus'a gidiyoruz.

Kasabanın boyutuna göre oldukça uzun bir bağlanma alanı var. Bir kaç saat içinde sebebini anlıyoruz. Navagio koyuna ve adanın kuzeyindeki onlarca mağaraya tur yapan gezi teknelerinin üssü burası. Gün boyunca müthiş bir trafik var. Ayrıca Kefolonya adasından gelen feribot da bu limana yanaşıyor. Ama akşamüstü tüm günübirlikler çekildikten sonra çok huzurlu ve keyifli bir kasaba. Bağlanırken limanın hemen arkasındak restorandan yardımcı oluyorlar. Israrla limanın ücretsiz olduğun ve kimseye birşey ödemememizi söylüyorlar. Su da ücretsizmiş, ama tüm ada gibi tuzlu. Hatta akşam restorandan bir kablo çekip bağlı teknelere elektrik dağıtıyorlar. Ücretsiz! Garip bir yer. Deniz de pırıl pırıl. 

Burada bir gece daha kalmaya karar veriyoruz. Ama öğlene doğru doğuya dönen rüzgar içeriye sevimsiz soluganlar sokuyor, bağlandığımız noktanın tadı kaçıyor. Karaya çıkmak bile dert. Doğu rüzgarında buranın tatsız olacağı söylenmişti, ama beklenen rüzgar çok hafif olunca kulak arkası etmiştik. Rüzgar gerçekten çok az. Ama getirdiği dalga oransız. İpleri çözüp limanın güneyindeki bölgeye geçiyoruz. 15+ metreye demir atıp alarga duruyoruz. Önümüzdeki ada buranın dalgasını kesiyor. Akşam hava azalırsa yine iskeleye dönme niyetimiz var, ama gerçekleşmiyor. Geceyi alargada geçiriyoruz.

Yarın için niyetimiz Kefolonya'ya geçmek.