Lanzarote'ye geçiş

Sanırım şu ana kadar yaptığımız en keyifsiz seyir oldu. Merak etmeyin, herhangi bir sakatlık yok. Hatta ufak bir detay dışında, gayet de hoş bir geçiş olacakmış. Sorun, ikimizi de deniz tuttu!

Nedense önceki akşamdan ikimiz de gerginmişiz. Dört günlük okyanus seyrinden önce bile böyle hissettiğimi hatırlamıyorum. Altı aydır seyir yapmadığımızdan mı oldu, oldukça uzun, 95 mil, boyunca orsa çekmek mi gözümüzü korkuttu? 

Neyse, sabah 7:30da kalkıp halatları çözdük. O ilk bir saat boyunca bir çok hata yaptık. Bi defa, kahvaltıyı yola bıraktık. Erken çıkışlarda hep öyle yaparız, ama birşeyler yemek için hep fırsat olurdu. Burdaysa liman çıkışından itibaren çamaşır makinesi! Değişik akıntılar ve adaya çarpıp seken dalgalar ortalığı çorba etmiş. Biz o ortamda bir de eşe dosta rotamızla ilgili mesajlar attık. Üstüne bir de chart-plotterdaki ve tabletdeki gps'ler çalışmamaya karar verdi. Noluyor deyip yedek el gps'ini açtım. Neyse, 3.dünya savaşı çıkmamış. Az sonra gpsler kendine geldi, ama tüm bu hareketlilik beni yeşertmeye yetti. 

Başta tam açtığımız anayelkene bir camadan vurup rotaya oturttuk. Bundan sonrasını Nymphe halletti diyebiliriz. 12-14 knot neredeyse sabit bir rüzgarda çok az dayak yiyerek tam hedefe doğru götürdü bizi. Ada etkisinden kurtulduktan sonra 1-1,5 metre dalgalar vardı, ama hep söylendiği gibi aralıklar çok geniş olduğu için hiç kafa vurmadık. Aynı koşulları Ege'de düşünmek istemiyorum.

İlk dersten sonra gereksiz hiç bir iş yapmadık. Önceden hazırladığımız sandviçlerle idare ettik. Birimiz içerde, birimiz dışarda sürekli dinlendik. Zaten yapacak pek birşey de yoktu. Çok ufak rota ve trim düzenlemeleri, bir de arada ufuk kontrolü. Akşama kadar iki ada arasında sadece bir gemi gördük. Aslında baştan yeşermemiş olsaydık, gayet keyifli bir gün olurmuş.

Gün batımında Fuentaventura kuzey köşesine on mil kalmıştı. Seyir fenerlerini yakarken yelkene bir camadan daha vurduk. Malum, bu adaların köşeleri fena rüzgar yapabiliyor. Adaya yaklaşınca gözcülüğü arttırdık. Önceki geçişte burada çok balıkçı görmüştük. Gece büyük gemileri görmek kolay da, ufaklar korkutuyor.

İki ada arasındaki kanal da üzmedi, rüzgar bizi istediğimiz koyun bir mil ağzına kadar getirdi. 17 saat sonunda, gece 1'de yelkenleri indirip koya girdik. Önceki geçişte daha doğudaki koyda kalmıştık. Fena sallamıştı. Marinanın da olduğu bu koy daha rahat gözüküyor.

Tam demir attık, rahatladık derken, zincir bize bir geceyarısı süprizi yaptı. Kendi içinde takılmış ve tek sıra halinde geçmesi gereken kaveletadan üç sıra geçmiş! Neyseki bunu yeterince döşedikten sonra yaptı. Yine de sevimsiz bir durum, o şekilde yatmayı göze alamadık, serseri baklaları evire çevire o delikten geri inmeye ikna ettik.

Ve sonunda da (bizce) fazlasıyla hakedilmiş bir uyku...

 

Harita
Harita kontrollerini kullanmak
için tıklayınız.
X
Navionics Yükleniyor
    
Add new comment
The content of this field is kept private and will not be shown publicly.

Plain text

  • No HTML tags allowed.
  • Web page addresses and email addresses turn into links automatically.
  • Lines and paragraphs break automatically.
CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Türkiye'nin en bütük şehri