Parga

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah makul bir saatte uyandık. Bir tur deniz ve kahvaltı sonrası demir aldık, hedef Parga. Çiğdem ve Güçlü ile yaptığımız bu bir haftalık seyahatte biz de bu bölgede daha önce eksik bıraktığımız noktaları görme, yapamadığımız şeyleri tamamlama fırsatı yakalamış olduk. Parga da bu yerlerden birisi. Lakka’ya mesafesi yaklaşık 13 mil. Rüzgar zayıf, motordayız. Seyir halindeki esinti bile sıcak. Yolun sonuna doğru biraz serinliyor ve yelken yapılacak kıvama geliyor ama az mesafe kaldığı için motorda devam ediyoruz. 

Parga’da bağlandığımız koy kasaba merkezinin hemen sırt tarafında kalıyor. Etraf yeşil, koya bakan çok sayıda otel ve yan yana en az 10-15 beach var. Kumsalda yüzlerce insan, koyda da yine akşama doğru sayısı daha da artacak olan onlarca tekne var. Yine de Lakka’ya göre daha açık ve ferah bir koy. Yalnız koyda yoğun bir su sporları aktivitesi var, yüzerken etrafı kollamakta fayda var yani. 


Akşam kasaba merkezine yemeğe gideceğiz. Botla karaya çıkıp oradan yürümek mümkün, ama burada daha kolay bir yöntem var. Plaj ile kasaba arasında dolmuş görevi gören 10-15 kişi kapasiteli kayıklar vızır vızır sefer yapıyorlar. Tek yapmanız gereken el sallayıp kendinizi aldırtmak. Biz de bot yerine bu domuşları tercih ettik, gelip tekneden topladılar bizi, zaten 5 dakika sonra kasabaya ulaştık. Saat gece 01.00 e kadar sefer var.

Parga eski şehirde daracık sokalardan tırmanarak kaleye doğru çıkılıyor. Sokaklarda kıyafet, takı, zeytinyağı, sabun, deri işi satan bir çok butik dükkan var. Bizim restoran tepeyi hemen aşınca. Sakis adında bir aile işletmesi, özellikle et ürünleri ile tanınıyormuş. Hizmet oldukça iyi, yemekler leziz, fiyat da gayet makul. 


Sakis’in hemen yanında bulunan başka bir restoranın bahçesindeki çınar ağacı dikkatini çekiyor Güçlü ve Cem’in. Ağaç çınar ağacı ama  yanında başka bir ağaç gövdesi görünmemesine rağmen başka tür yapraklı dallar çıkıyor ağaçtan! Ağacı incelemeye gidiyorlar, restoranın sahibi yaşlı amca durumu farkedince hemen  içeri davet ediyor bizimkileri. Meğer çınarın gövdesinin içindeki oyuğa başka bir ağaç tohumunun düşmesi sonucu, çınarın  içinde büyümüş diğer ağaç. Gövde içinde gövde yani! Amca ilgileniyor bizimkilerle tatlı tatlı, bir dahakine burada yiyelim diye düşünüyoruz.

Akşam kısa bir kasaba turu yaptık. Ama bu sıcakta ve bu kalabalıkta bastı biraz daracık sokaklar. Saat 11.00 civarı aynı kayıkla tekneye döndük. Koy sakinlemiş, ay pırıl pırıl aydınlatıyor etrafı.