Sardinya'ya geçiş

Map: 
Navionics Yükleniyor

30 Temmuz Sabahı 5:50'de Sardinya adası için demir alıyoruz. Yolumuz 160 mil. Aslında daha erken çıkmaya niyetliydik, ama hava ancak aydınlanıyor. Bu körfezden çıkışta mayın tarlası gibi balıkçı ağları vardı. Karanlıkta geçmek istemiyoruz o bölgeyi.


Körfezden çıkınca az rüzgarlı ama biraz dalgalı bir deniz bizi karşılıyor. Rüzgarın kalmasını beklediğimiz için motorla devam ediyoruz. Sadece anayelkeni sallantıyı biraz azaltsın diye açıyoruz. Bir süre böyle gidiyoruz. Kahvaltı da ettikten sonra baktık ki rüzgar aynen devam ediyor, balonu döşüyoruz.  Aslında içimden geçiriyorum. Biz balonu açar açmaz ya bu rüzgar kalacak, ya da şiddetlenecek. İkisini de mevcut duruma tercih ederiz.

Hiç de öyle olmuyor. Muhteşem bir balon seyri yapıyoruz. 7-8 knot hissedilen rüzgar hızlarında, 5-5.5 knot süratle uzun süre yol alıyoruz. Balon verimli çalışsın diye rotanın biraz üzerine gidiyoruz, ama VMG'miz bu sayede epey artıyor. 

Teknede bir kaçak yolcu var! Bir yusufçuk bizle geliyor. Arada uçuyor, çevremizde bir iki tur atıyor. Gidecek yer olmadığını görüp uygun bir köşeye sığınıyor. Zavallı, herhalde akşam dolaşırken tekneyi rahat bir dinlenme noktası olarak gördü. Umarım Sardinya'ya sağ sağlim ulaştırırız.

Akşamüstü dünden hazırladığımız sebze yemeği ile moral buluyoruz. Uzun geçişlerde sulu yemek kıymetli.

Gün batımına doğru ikimizi de bir endişe alıyor. Gece balon kullamamaya kararlıyız. Ama muhteşem keyifli bir seyirdeyiz. Nymphe sanki hiç bir kuvvet harcamadan süzülüyor. Nasıl kıyıp da indireceğiz bu balonu? Neyse ki karar bize kalmıyor. Gün batımıyla rüzgar iyice düşüyor ve yelkenleri indirip motora yol vermek zorunda kalıyoruz. 

Geceyi üçer saatlik nöbetlerle geçiriyoruz. Nöbet düzeni için yeni bir oyuncağımız var. Önceki gece aşırı seyrimizde yaşadığımız küçük bir sorun vardı. İçerde uyumaya çalışırken ciddi bir tedirginlik, iki de bir kalkıp dışardakini kontrol etme ihtiyacı oluyordu. Uykunun hakkını veremiyorduk. İstanbul'dan aldığımız yeni cihazları can yeleklerine taktık. Çalışma mantıkları çok basit. Bluetooth üzerinden cep telefonunuzdaki aplikasyon ile haberleşiyor. Üzerlerindeki su sensörü ıslanırsa telefon alarm veriyor. Sensör çalışmasa bile menzil dışına çıkarsa yine alarm veriyor. Tabii pili zayıflarsa da. Bunlar sayesinde epey rahat uyuduk. Bunu sadece içerdekini rahatlatmak için bir tedbir olarak görüyoruz. Dışarda cengaverlik yine yasak. Havuzluk dışına çıkmak gerekecekse, diğeri mutlaka uyandırılacak.

Vukuatsız bir geceden sonra güneş doğarken Sardinya da gözüküyor. Bütün yol boyunca 3 yük gemisi bir de balıkçı gördük. Kahvaltıdan sonra tazeleyen rüzgar ile yelkenlerimizi açtık ve son iki saati de yelkenle tamamladık. Karaya yaklaştıkça onlarca yelkenlinin her yönde seyir yaptığını görmek bizi şaşırttı. Sicilya'da böyle bir yelkenli trafiği yoktu. Sanki İyon denizine geri döndük.

Sardinya'daki ilk hedefimiz güney doğusundak Villasimius kasabasının dibindeki koy. Bir köşesinde büyükçe bir marina var, kalanın tamamı alargaya müsait ve güney hariç tüm rüzgarlara kapalı. Vardığımızda koyun iki ucunda alargada tekneler vardı, ortada ise optimistler antrenman yapıyordu. Ortalık oldukça hareketli. Biz biraz daha kuzeye olan teknelerin yanına, 7 metreye demir atıyoruz. Zaten akşama kadar gelen teknelerle bütün koy doluyor, tek bir alarga bölgesine dönüyor. Yunanistanda gördüğümüz bazı popüler koylar kadar kalabalık, ama çok geniş olduğu için tekneler hala makul mesafelerde.

Deniz muhteşem gözüküyor. Dip kum ve pırıl pırıl. Sardinya'nın sevilen koylarından biri bu.

Toplamda 160 mili 29 satte gelmişiz. Şimdi biraz dinlenme vakti.