Kiona, Ithaca

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah sekize doğru uyandık. Bizim için günün en güzel zamanları, bir yüzümüzü yıkamak yerine uyanıp direkt cup  suya atladığımız sabahlar, iki akşam gün batımı serinliği ile gelen keyif. Evet cümleden anlaşılacağı üzere artık sıcaklar bastırdı buralarda da, ama akşamları uyumamızı engelleyecek bir buhran yaşamadık henüz, aksine özellikle alargada iseniz hava karardıktan sonra birazcık içinizi ürperten bir hava var hala. 

Bugün ithaka’nın doğusundaki Kiona koyuna gitmeyi planlıyoruz. Bulunduğumuz yerden yaklaşık 12 mil mesafede. Rüzgar yok, motorla gideceğiz. Çok acele etmeden kahvaltımızı da yapıp, demir aldık. Cem’in oto pilota yaptığı müdahale olumlu sonuç vermiş sanki, yol boyunca hiç teklemedi alet. Mutluyuz ama ya tekrarlarsa konusu kafamızda soru işareti. 

İthaka  bugüne kadar gezdiğimiz diğer Ion adaları (Zakhintos ve Kefalonia) ile kıyaslandığında küçük bir ada ama şu ana kadar ki sıralamada favorimiz  olabilir. Oldukça yeşil, deniz  harika, güzel koyları var…

İnanılmaz bir hareket var bu bölgede, yola çıktığımızdan bu yana deniz trafiği açısından bu kadar yoğun bir bölge hiç görmemiştik. Ayrıca denizde bu kadar motor yat da görmemiştik. Burası Kefalonia, İthaka, Lefkas arasında gidenler, gelenler, koy değiştiren teknelerle dolu. Bir ara saydık, etrafımızda yaklaşık 25-30 adet tekne hareket halindeydi. 

Kiona’ya öğle saatlerinde ulaştık.Küçük bir limanı olduğunu okumuştuk, hemen önümüzden üç tane katamaran kafayı aynı istikamete çevirince bize yer kalmadı galiba diyerek alternatif plan düşünmeye başladık. Limana yaklaştığımızda katamaranlar limanda girecek yer bulamamış turluyorlardı. Biz de burnumuz soktuk aralarından, şansımıza tam o sırada limandaki teknelerden birisi demir alamaya başladı. Onu bekleyip, yeri için manevra yaparken liman görevlisi koşarak geldi ve bize kasabaya doğru son iki sıradaki teknenin arasında kalan dar alanı gösterdi. Gösterdiği yere bağlandık. Daha sonra kasabayı keşif için turladığımızda bütün o katamaranların limanın tam karşısındaki kıyıya kıçtan kara bağlandıklarını gördük. Yol için hazırlanırken gitmeyi planladığımız yerlerde kıçtan kara çok tercih edilmiyor düşüncesi ile hareket alanı açısından da rahatlamak adına iskele kıç omuzlukta yer alan tamburu söküp, halatı da portuça kaldırmıştık. Türkiye’den çıktıktan sonra neredeyse hiç rastlamadığımız kıçtan kara Kefalonia’dan itibaren sıkça karşımıza çıkar oldu. Tambursuz yapma şansımız tabii ki var ama galiba orada da üşengeçlik devreye giriyor:) His açısından da, iş açısından da en çok alarga özgürlüğünü seviyoruz galiba…

Burayı sevdik, güzel bir kasaba. Sahilde bir kaç restoran, kafe ve bir iki küçük butik yer alıyor. Pastel tonlardaki kibrit kutusu gibi evler limanın etrafındaki yamaçlara  meşe, çam, zeytin ağaçları arasında seyrek dişler gibi serpiştirilmişler. Limanın karşı kıyısında limanı tepeden gören banklarda oturup liman trafiğini izlemek terapi etkisi yaratıyor insanda. Bu bölgede 1953 yılında meydana gelen büyük deprem adaların bir çoğunda eski yapının yok olmasına sebep olmuş. Yeni mimari ise,  genel olarak adalarda yaşadığınız,  zamanın eski çok güzel bir anda durduğu ve sonra hiç ilerlemediği hissini vermiyor insana. Bildiğiniz küçük şehircikler. Burası zamanı durduğu o yerlerden birisi olarak kalmayı başarmış  her nasılsa. Bu geceyi burada geçireceğiz.