Porto Torres

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah uyanır uyanmaz yola düşüyoruz. Sadece 25 mil yolumuz var, ama burada marina çalışanları bile siesta yapıyor. Saat birden önce varmamız gerekiyor. Kahve keyfi ve kahvaltı yolda.

Torres oldukça büyük bir liman. Devasa bir mendirek petrokimya tesisleri için kullanılıyor. Kocaman feribotların yanaştığı ayrı bir iskeleye yüzlerce turist geliyor. Yanindaki marina nispeten küçük. Çoğunu da yerel tekneler doldurmuş. Gezgin teknelerin uğrak yeri değil pek.

Bizim tercih etme sebebimiz liman başkanlığı ve gümrük olması. İtalya'dan çıkış yapacağız. Aslında herhangi bir işlem yapmamıza gerek var mı, emin değiliz. Ama covid zamanı biraz temkinliyiz. İspanya öncesi bir kayıt kuyudumuz olsun.

Marinaya rahatça bağlanıyoruz. Ofistekilerden bir cacık olmaz, ama palamar amca çok yardımcı. Şaşırtıcı bir şekilde az da olsa ingilizce konuşuyor. İlk iş dıştan takma motor için servis soruyoruz. Var ama çok yoğunlar, 3-4 günden önce zor. Bizde de o kadar vakit yok. Marin dükkandan bizim motorun impellarını buluyoruz. İki tane epey donanımlı dükkan var. Ufak tefek eksiklerimizi de tamamlayacağız.

Çok da zorlanmadan impellerı değiştiriyoruz. Ama pompa gövdesinin somunlarını sıkarken çatlatıyorum. Elimin ayarını... Ve bu kapağı burada bulmak mümkün olmuyor. Daha büyük şehirdeki dükkanları da arıyorlar. Yok. Servise 100 küsur euro kaptırmadık derken daha büyük iş açtık başımıza. Mecburen parçayı yapıştırıp kuyruğu geri takıyoruz. Motorun yağını da değiştiriyoruz. Susuz çalıştırdığımız için kavrulmuş. Sonra hızlı bir deneme yapıyoruz. Çıkıştan şıkır şıkır su gelince seviniyoruz. Sanırım bir süre idare eder.

Bir yandan da alışveriş yapıyoruz. Çok yakında büyükçe bir Lidl var, arabayla bile uğraşmıyoruz. Yunanistan'dakilerin içerik kalitesi pek tatmin etmemişti. Buradaki gayet iyi. Ve ferah. Nedense şu ana kadarki marketler hep çok daraştı. 2-3 seferde yüklü bir alışverişi tamamlıyoruz. Arada birer pizza indiriyoruz. Gün batımı vaktinde de açık bir barda amiyane tabirle "birer drink alıyoruz."

Ha, atladım. Bir de tekneyi yıkıyoruz. Cefalu'dan beri tatlı su görmemişti. O da bi kendine geliyor. Çamaşırlar yıkanıyor, ertesi günler için yemekler pişiriyor. Kendimize ve tekneye bi reset atıyoruz yani. Ama iyi de yoruluyoruz. Kasabadan gelen canlı müzik seslerine rağmen gece 11 gibi sızıyoruz.


Add new comment