Las Palmas, Gran Canaria

Map: 
Navionics Yükleniyor

Dün gece hemen marinanın yanındaki demir alanına demirlemiştik. Rahat bir gece geçirdik. Lanzarote tarafındaki soluganlı gecelerden sonra iyi geldi. Demir alanı kocaman bir limanın içinde. Aslında böyle bir yer ayrılmış olması şaşırtıcı. Sabah farkediyoruz ki, burası bir plajın önü. Evet, devasa limanın içinde insanların denize girdiği, voleybol vs oynadıkları geniş bir kumsal var.


Bizim buraya gelmekteki amacımız marinayı ve şehri biraz tanımak. Kışı burada geçirmeye niyetliyiz. Kış öncesinde batıdaki diğer adaları gezip buraya döneceğiz. Ama bir fikrimiz olsun. Diğerlerinde keyifli bir yere denk gelirsek, karşılaştırabilelim. Zaten burası her yıl yapılan Atlantik Yat Rallisinin çıkış noktası. Kasım sonuna kadar tekneler burada toplaşıp hep beraber okyanusu geçiyorlar. Bu dönemde marina acayip kalabalık oluyor ve ralli katılımcısı olmayan tekneleri sepetliyorlar. 


 


Marinanın idaresi gerçekten ilginç, okumuştuk ama yaşayınca tam anlıyor insan. E-postamıza "Rezervasyon yapmıyoruz" diye cevap vermişlerdi. Sabah kahvaltı sonrası telsizle ulaşmayı denedik, tıss. Telefonla aradım. Teknenin ölçülerini verdim. Telefona çıkan kişi yanındakiler ile konuşup yerimiz yok, yarın arayın belki yer açılır dedi.


Biz de botu indirip marinaya giriyoruz. Amacımız ofise uğrayıp kışlama seçeneklerini konuşmak ve şehri biraz gezmek. Bir fikir edindikten sonra yarın veya öbür gün yolumuza devam ederiz. Marina ofiste ARC sonrası için dahi rezervasyon yapmadıklarını söylüyorlar. Gelip demir alanında bekleyecekmişiz, yer açılırsa alacaklarmış. Tam canınız cehenneme diyecekken, ya kışlama niyetimizden, ya da beş gün kalmaya hevesli olduğumuzdan, bir anda bize bir yer ayarlıyorlar. Hemen tekneye dönüp demir alıp marinaya giriyoruz.


Şu ana kadarki tecrübe çok tatsız olsa da, bir kere girdikten sonra acayip iyiler. Hatta Cumartesi öğleden sonra ödeme yapmaya gittiğimde ofisin kapalı olduğu saate denk geldim. Orada oturan görevliler ofisi açtılar. Hiç İspanyol huyu değil! Bu ziyaretlerde sohbet ettikçe ARC sonrasında yer bulmanın normalde zor olmayacağına ikna olduk. Ama bu sene iki faktör var. Ralliye katılacak tekne normalin yarısından az. Bizim gibi bu sene geçmemeye karar vermiş çok tekne var. Onlar buralarda kışlayacak. Bu muhtemelen marinayı tek başına doldurmaz. Esas risk salgının daha da ilerlemesi yüzünden ARC'nin iptal olması. O zaman kendimize başka marina bulmamız gerekebilir.

Sonuçta marinada beş gün kaldık, epey rahat. Marinada denediğimiz bir restoran Arrecife'dekilerin performansını yakalayamadı. Diğerlerinin saatlerini tutturamadık. Bizim yemek döngümüzle bunlarınki bir türlü tutmuyor. Ama zaten şehirde seçenek çok. Teknik servis, malzeme dükkanı vs açısından gayet zengin gözüküyor.

Gelelim şehre; dışarıdan görüntü çok tatsızdı. Tek gördüğünüz sıra sıra büyük apartman ve ofis blokları. Sanki herkesin her yere arabayla gittiği, AVM'den spor salonuna geçtiği izole şehirleri andırıyor. Görüntü bu kadar yanıltıcı olabilir. O sahil bloğunun hemen arkasında parklar, yaya bölgeleri, spor alanları dolu. Akşamüstü sanki bütün şehir toplu spor yapıyor. Kuzey sahilinde de upuzun bir kumsal var. Hemen açığındaki doğal mendirek sayesinde okyanus dalgalarından da korunuyor.  Kumsal sevmeyen biz bile beğendik.

Las Palmas, Tenerife adasındaki Santa Cruz ile beraber Kanarya Adalarının başkenti olarak geçiyor. Nüfus açısından da Kanarya Adalarının en kalabalık şehri. Cem'in yazdığı gibi limandan şehre giriş yaptığınızda bildiğiniz büyükşehir görüntüsü karşılıyor insanı. Binalar, arabalar...Kışı buralarda geçirmeye niyetliyiz, tamam o kadar da izole, ölü bir nokta istemiyoruz ama istediğimiz büyükşehir mi ondan da emin değiliz. Hem marina, hem de şehir hakkında fikir sahibi olmak için bu birkaç gün önemli o açıdan bizim için.


Şehir beş yönetimsel bölgeye ayrılmış. Marinaya bağlandığımız ilk gün şehrin güneyindeki bölgeye gidiyoruz önce. Yürüyerek yarım saat kadar sürüyor. Kordon boyundan yürüyoruz, yol keyifli. Burası daha çok eski şehrin merkezi. Bir nevi Sultanahmet. Katedraller, kiliseler, küçük meydancıklar, eski evler.. aralarda turistik kafeler. Geldiğimiz saat itibariyle bir çok restoran ve dükkan kapalı, biraz ölü görünüyor, akşamı daha cıvıl cıvıldır herhalde diye düşünüyoruz. İkinci gün kuzeye doğru bir keşfe çıkıyoruz. Asıl yaşam bu tarafta sanki. Öyle tarihi bir yanı yok bu bölgenin ama marketler, çeşitli dükkanlar, restoranlar, mağazalar... Zaten bir önceki gece şehirde nerede yenir, hangi restoranlar iyi yorumlar almış diye internetten şöyle küçük br araştırma yaparken denk geldiğimiz yüksek puanlı yerlerin hemen hepsi de bu bölgede. Biraz daha yürüyerek de adanın kuzeydoğusundaki yarım adanın anakara ile bağlantı noktasından karşıya geçebiliyorsunuz ve bu bölgede şahane bir kumsal ve kumsal boyunca birçok restoran/kafe karşılıyor sizi. Cem de yazmış, biz çok kumsal insanı değiliz ama burası gerçekten hoş bir bölge. Muhtemelen yerel halkın da favori alanlarından birisi. Güneşlenenler, kitap okuyanlar, iş sonrası bir denize girip rahatlayanlar, spor yapanlar... Marina fena değil ve şehir de sanki her türlü ihtiyacı karşılayacak imkanlara sahip; yürüme mesafesinde marketler, sosyal alanlar da mevcut. Dün açıkçası hala netleşmemişti kafamız ama bugünkü tur sonrası evet burada kışı geçirebiliriz diye düşünmeye başlıyoruz, tabii yer bulursak ve tabii önümüzdeki günlerde kalbimizi fethedecek daha güzel bir yer ile karşılaşmaz isek:)

Bu arada adanın en çok hoşumuza giden yanlarından birisi, akşamları mesai sonrası yaşanan o canlılık oluyor. Parklarda ve kumsallarda koşanlar, yürüyüş yapanlar, toplu yoga/pilates yapanlar, voleybol oynayanlar, bisikletçiler (şehrin gezdiğimiz yerlerinde gördüğümüz bisiklet yollarından anladığımız kadarıyla epey bisiklet sever bir şehir burası)... İki saat önce uyuyan şehir sanki alarm saati çalmış da uyanmış gibi.

Şimdilik genel bir fikir sahibi olduk marina ve Las Palmas hakkında. Detaylı gezme işini kışa bırakıp bu taraftaki diğer adaları görmek üzere yola çıkmaya karar veriyoruz.


Add new comment