Diros

Map: 
Navionics Yükleniyor

Bu sabah 4.30 gibi yola düştük. 74 mil yolumuz var.

Bazılarına bu kadar erken yola düşmek zor geliyor. Biz seviyoruz. İki kişi olduğumuz için zaten biri uyumaya devam edebiliyor. Yolda da nöbetleşe kestiriyoruz. Erken yola çıkınca hedefe oldukça makul bir saatte varılıyor. Bağlanıp biraz dinlendikten sonra kasabayı gezmeye bayağı vakit kalıyor. Küçük yerleri, arabayla gidilecek bir yer yoksa, aynı gün gezmiş oluyoruz. 

Bugün de benzer şekilde 14 saat yol yaptık. Tamamı motorla. Bir ara rüzgar tam kafadan geliyordu. Burnu döndük mü açısı da düzelecekti. Ama rüzgar da bizimle döndü. Az sonra da tekrar iyice azaldı.

Yol boyunca su yapıcı çalıştı. Bu fırsatla iki posta çamaşır yıladık. Sonra da kendimiz duş aldık. Artık sık sık denize girdiğimiz için duş aramıyorduk. Ama baktık su bol...

Diros koyu mağarasıyla ünlü. Ancak batıya tamamen açık. Tatsız bir dalga giriyor. Rüzgar olmadığı için de tekne demirde yanda alınca kötü sallıyor. Biz de dalga hizasında demir döşeyip, lokal balıkçıların kullandığı tonozlardan birine kıçtan bağlandık. Yüzerek durumu kontrol ederken gördüklerim: Bu tonozlar kesinlikle tek başına bağlanmaya yeterli değil. Belki tamamen sıfır havada kısa süreli kullannılabilir, ama ipi kontrol edilmeli. Ayrıca, aralarına demir atmak da akllıca değil. Her biri üçgen şeklinde atılmış kaca çapalardan oluşuyor. Bir de şammandıraları kopmuşlar var. Aşağısı örümcek ağı gibi. Alargada dönen bir teknenin zinciri iki-üç tane çapa toplar. Biz de birine takılıyoruz, ama rahat kurtuluyor. Önde çapa, arkada tonoz gerdirince hem dalgalara kafayı verdik, hem de zincirin dolaşıp çapa toplamasını engelledik. Bu sayede nispeten rahat bir gece geçiriyouz.

Yol yapmayacak olsak da, yine de erken kalkıyoruz. Kahve keyfi ile birlikte şanzıman yağını kontrol ediyorum. Epey bir yol yaptık yağı değiştirdiğimizden beri. Kontrol eskisi kadar kolay değil. Genleşme kabındaki yağı boşaltmadan kontrol tapasını açamıyorum. Hortumun altına ufak bir vana almıştım, ama ilk başta sistemi basit tutmaya çalışıyorum. Kontrol tapasını açınca temiz bir yağ ile karşılaşıyorum. Henüz sonuca varmak için çok erken, ama biraz rahatlıyorum.

Saat 9 gibi mağarayı gezmek için botumuzu indirip, motorunu takıp karaya çıkıyoruz. Derdimiz, kalabalık gelmeden mağarayı gezmek. Tesis 9'da açılmasına rağmen 9:45'e kadar ziyaretçileri almıyorlar. Biz de oradaki görevliler ile birlikte büfeden aldığız kahveleri içiyoruz.

Mağara etkleyici. Çoğunu düz tabanlı, dar bir kayıkla geziyorsunuz. En arkadaki görevli gondol sürücüsü gibi arkadan kullanıyor. Ama kürek çekmekten çok duvarları ittiriyor. Kayıkla gezilen kısım tahminimden çok uzun. Sanki mağara bu iş için özel tasarlanmış. Gözüm kayık geçebilsin diye kırıp dökülmüş yerler arıyor, ama kayda değer bir hasar göremiyorum. Esas rahatsız edici olan aydınlatma. Bayağı kötü bir iş çıkartmışlar. Hem kablolar, hem gözünüzün içine içine bakan ampuller ortamın hakkını kesnlikle veremiyor. Kayıktan indikten sonra çıkışa ulaşmak için bir on dakika daha yürüyorsunuz. Burada turistlere açabilmek için genişlettikleri bölümler belli oluyor.