Poros

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah 8.00 gibi uyanıp, sezonun  ilk  "cump suya" yüz yıkama seansını yaptık.  Uyanıp ayılmanın en iyi yollarından birisi bu olsa gerek. Biraz güneşlenme ve kahve keyfi sonrasında Poros Town’a doğru yola düştük. Sabahın erken saatlerinden bu yana önümüzden akan yoğun bir tekne trafiği dikkatimizi çekti. Allahtan akış yönü ağırlıklı çıkış tarafında,  bu da bizim iskelede daha rahat yer bulabileceğimizin bir göstergesi. Saat 11.00 civarı demirimizi alıp yola çıktık. Mesafe çok kısa, motordayız. 11.40 gibi Poros Town iskeleye yanaştık. İlk etapta ahşap iskelede aborde olmuş tekneler gözümüze çarptı. Bazıları hala iki sıra aborde, çıkan tekneleri düşününce akşam olası kalabalığı göz önünde bulundurarak aborde olmak yerine  biraz daha güneyde anakaraya bağlandık. Bağlanırken koltuk halatları için birimizin karaya atlaması gerekli diye konuşurken birden elinde bidonlarla tanıdık bir sima koşmaya başladı yanaştığımız tarafa doğru. Naxos’taki Fransız komşumuz bu. “Merhaba" deyip bağlanmamıza yardım etti. Çok tatlı bir çift, ülkemizde de epey zaman geçirmişler, o nedenle Türkçeye aşinalar. Uzakta olmanın getirdiği bir duygu bu sanıyorum, herkes evinden uzakta ve birbirine karşı son derece nazik ve yardımcı. 

Poros iki parçadan oluşan ve Mora Yarımadasından çok sevimli ve daracık bir kanalla ayrılan bir ada. Karşıda Mora Yarımadasında  Galatas kasabasının evlerini rahatlıkla görebiliyorsunuz adadan. Zaten iki taraf arasında oldukça yoğun bir deniz taksi trafiği var. 

Poros Town adanın merkezi ve  Sferia diye adlandırılan daha küçük kara parçasında sahilden tepeye kadar tüm yamaca yerleşmiş durumda.  Kalavria ise büyük olan kütle, bu kısımda daha çok  kumsallar, oteller ve koylar bulunuyor. Bu iki kara parçası ince bir şeritle birbirine bağlı. Poros Town pastel renkli, tahta panjur ve kapılı, daracık sokaklı İtalyan stil mimarisi ile sevimli bir kasaba. Kalavria ise doğası ile şaşırtıyor insanı. 

Akşam üzeri gün batımında adanın güneyinde yer alan Poros Town’un arkasına dolanıyoruz yükselerek. Açıkçası gün tepedeyken pek gözümüz kesmemişti bu tırmanışı ama bu saatler rahat ve keyifli. Adanın tepesinde küçük bir kilise de sonlanıyor yol. Kilisenin bahçesindeki bank adaya her açıdan hakim, muazzam bir manzara sunuyor insana. 

Daracık sokaları, çamaşır asılı balkonları, evlerden gelen mis gibi yemek kokuları ile yaşayan bir kasaba Poros Town. Tarihi de ilginç Yunan Bağımsızlık savaşı sonunda 1831’de  ada ayrıca Yunanistan da bağımsızlığını ilan edip bir süre tek tabanca yaşamış. Yunan donanmasından iki gemi batırılmış bu sularda. 

Yürüyüş sonrası teknemize dönüyoruz. Yarın hedef Hydra adası. Yine bir günlük ıssız koy planı sonrası tabii.