Scilla

Map: 
Navionics Yükleniyor

Aslında bir gün daha kalmaya niyetliydik, ama hem Messina boğazındaki akıntı tablosuna, hem de beklenen rüzgarlara bakınca yola çıkmaya karar verdik. Bu boğazda 3-4 knota kadar akıntılar olabiliyor ve ters yönde geçmek istemezsiniz.

Boğazda gemi trafiği için ayrılmış rotalar var. Okuduklarımızda çok ciddi takip edildiği ve mutlaka dışında seyredilmesi gerektiği yazıyor. Kafamızda İstanbul boğazına benzer bir trafik canlanıyor. Ama 35 millik yolda transit geçiş yapan sadece iki gemi görüyoruz. Messina şehriyle anakara arasında çalışan feribotların trafiği çok daha yoğun. Hatta tramolalar atarak tırmanan bir yelkenli bile vardı.

Boğaz çıkışına doğru buraların meşhur kılıç balığı teknelerinden birine rastlıyoruz. Orantısız uzun bir direğin üzerinde iki kişi gözcülük yapıyor, yine saçma uzun bir bastonun ucundaki mızrakçı balığı avlamaya çalışıyor. Ama bizim gördüğümüz sanıyoruz turist gezdiriyordu.

Yola çıkar çıkmaz su yapıcımızı çalıştırıyoruz. Önce geçen seneden koyduğumuz koruyucu kimyasalı atması için uzun süre boşta su geçiriyoruz. Sonra da su üretimine başlıyoruz. Sıkıntısız çalışınca keyfimiz yerine geliyor. Nem sorunu ve buzdolabı arızasından sonra sanki teknede neye elimizi atsak çalışmayacak gibi geliyor. Çalışınca mutlu oluyoruz.

Hedefimiz Scilla kasabası. Anakarada, hemen boğaz çıkışında sevimli bir kasaba. Limanında bizim boyutta teknelere yer yok. Önünde yerel tekneler için atılmış tonozların hemen dışına dikkatli bir şekilde demir atıyoruz. Aşağısı mayın tarlası gibi! Dalıp kontrol ettiğimizde de temiz olduğumuzu görüyoruz. Ama birşeylere takılmak işten bile değil. Aslında yaklaşırken buranın tonozcusuna mesaj atmıştık. Ama numarası değişmiş. Daha doğrusu işi yeğenine devretmiş. Akşam gelen bir kaç tekne bu tonozcunun yönlendirmesiyle bağlanıyor. Neyse, biz yerşelmiş olduk.

Akşamüstü botu indirip dıştan takma motoru takıyoruz, benzini tamamlıyoruz. Bu motor da bizi üzmüyor, iki çekişte çalışıyor. Liman içine bağlayıp kasabayı dolaşıyoruz.

Güzel bir kasaba. Denize uzanan dar ama yüksek bir yarımadanın üzerinde etkileyici bir kale var. Yarımadanın doğusu liman. Batısında ise uzunnn bir kumsal uzanıyor. Yukarıdan manzara, özellikle günbatımı, muhteşem. 

Turistik gözüken onlarca restoran var. Internetteki yorumlar karışık. Çok beğenenler de var, nefret edenler de. Yine Internet sağolsun, Rengin küçük bir street-food dükkanı buluyor. Bizdeki sokak kokoreçcisinin muadili. Ama menümüzde kalamar tava ve kızartılmış küçük balıklar var. Bira eşliğinde müthiş gidiyor.

Biraz daha dolaşıp gün batarken tekneye dönüyoruz. Asayiş berkemal. Kasabanın dibinde olmamıza rağmen gayet sakin.


Add new comment