Riposto Marina

Cem Eğrikavuk

9 - 15 Temmuz

Nihayet teknemize kavuştuk. Ekim'de tekneyi bırakırken niyetimiz Mart başı dönmekti. Ama Covid yüzünden uluslararası uçuşlar kesilince tüm planlar alt üst oldu. Geçen Perşembe bir fırsat bulup kendimizi tekneye attık.

Kullanılmayan tekne eskiyormuş! Biraz nem ve küf olmuş. Çok vahşi değil. Internette çok daha kötü örneklerini görmüştük. Silinince çıkıyor. Çamaşırlarda da bir miktar var. Onlar da makinede yıkandıkça kendine geliyor. Rengin kaç tur çamaşır yıkadı, hesabını kaçırdık. Çamaşır makinesinin Romanya'dan sevkini organize eden Selim Yazıcı'yı bol bol andık. Neyse ki marinadayız, su ve elektrik rahat.

Marina derken, sözleşmemiz 15 Temmuz'da sona eriyor. Aslında kış sözleşmesi Mart'da bitti de, aylık aylık uzattık. Şu ana kadar ücretler makuldü. Ama Temmuz'la birlikte katlanıyor. O yüzden derdimiz 15'ine kadar acil işleri toparlayıp denize açılmak. Acil olmayanları alargada yaparız.

İlk iş, motorun bakımına girişiyorum. Filtreler ve yağı değiştiriyorum. Geçen sene saildrive yağı için kurduğum genleşme kabı iyi çalışıyor gibi. Kurcalamıyorum. Motor bakımı sırasında tabii ki telefonla Rıza Usta'dan destek alıyorum.

Dümeni yokladığımızda oldukça zor döndüğünü fark ediyoruz. Can sıkıcı. Sıkışmış değil, ama sıkı bir orsa seyrindeki kadar zor dönüyor. Bavariaların bilinen problemi. İyice sıkıştığında karaya almadan da çözümü yok. Bu sefer Rıza Usta, Hakan Tiryaki ve Serhat Ayan'la istişare... Uzun durmaktan kaynaklandığına inanıyoruz.(İnanmak istiyoruz!). Sıkışan mil yatağına ulaşıp kovanın içine hidrolik yağ döküyoruz, biraz dümeni çalıştırıyoruz. Bunu üç gün boyunca aklımıza geldikçe yapıyoruz. Sonuç epey tatmin edici. Bundan sonra da düzenli yapmaya devam ederiz.

Ufak tefek teknik alışverişleri tamamlıyoruz. Cenovanın sarma ipi bir noktada yıpranmış gözüküyor. Onun yedeğini alıyoruz. Koltuk halatları da eskimiş, ama burada yüzen halat yok. Mecbur erteliyoruz. Bir kaç kere fikir değiştirdikten sonra, zincirimizi yenilemeye karar veriyoruz. Marinadan çıkarken mazot iskelesinden teslim alacak şekilde siparişi veriyoruz. 

Buzdolabını çalıştırmaya sıra gelince, kondanserin fanının çalışmadığını farkediyoruz. Öfff... Bu kasabada bu fan nasıl bulunacak? Sora sora dolaşıyorum. Herkes bilgisayar dükkanlarına yönlendiriyor. Ama onlarda da yok. Gerçekten bilgisayarlarda kullanılan fanlara benziyor, ama boyu biraz büyük. Birisi "Chinese Shop" var şurada, baktın mı diyor? Bu Çinciler her tarafta var. Züccaciyeci, nalbur, kırtasiye vs... hepsi bir arada. Sadece Çin malları satmıyorlar, ama çoğu Çinliler tarafından işletiliyor. Neyse, bu gösterdiklerinin kapısına gittiğimde neredeyse içeri girmeyecektim bile. Dışardan kırtasiye gibi gözüküyordu. Ama bingo! Kasadaki çocuk eliyle koymuş gibi (muhtemelen o koymuş zaten) buldu bizim fanı. Nasıl sevindim! Dönüp hemen montajını yaptım ve başka sorun yaratmadan buzdolabı da çalıştı.

Liman başkanlığına uğrayıp Constitito dedikleri transit log benzeri evrakı işlettim. Buralara AB vatandaşları dışında pek tekne gelmiyor. Onlar da hiç bir işlem yapmadan dolaşıyorlar. O yüzden limandakiler işlemlere pek hakim değiller. Neyse ki iyi niyetle çözüyorlar bir şekilde. Biz de normal zaman olsa her limanda uğraşmazdık. Ama covid zamanı hareketlerimizin resmi bir kaydı olsun, bir yerlerde zorunlu karantinaya uğramayalım.

Son iki gün mutfak alışverşine yükleniyoruz. Zengin bir market var ama içerik alışık olduğumuzdan farklı. Alışmamız gerekecek deyip gözümüze hoş gözüken gıdalardan alıyoruz. Bakalım neler çıkacak. Seyahat etmenin bir güzelliği de bu.

Ben teknik malzemeler ve problemler peşinde koşarken, Rengin sabahtan akşama adeta bahar temizliği yapıyor. 2-3 gün içinde tekne yaşanabilecek hale geliyor.

Bizim için normalde teknede çalışma mevsimi erken bahardır. Tüm ağır işleri o dönemde halletmeye çalışırız. Sıcaklar geldiğinde iyice rölantiye alır, acil işler dışında pek birşeye el sürmeyiz. Ama şimdi herşeyi Temmuz sıcağında yapmaya çalışıyoruz. Sürekli ter içindeyiz. Bazen günde iki kere marina duşlarına atıyoruz kendimizi. Ve daha sadece marinadan çıkmamıza yetecek acil işleri yapıyoruz. Teknenin neresine baksam bir iş görüyorum. Neyse, dışarı kendimizi bir atalım da gerisini yavaş yavaş yaparız...