Ses Salines - İbiza

Map: 
Navionics Yükleniyor

Yolumuz kısa olduğu için sabah sallana sallana çıktık. Hatta çıkmadan biraz da tekne altını süngerledik. Sicilya'dan beri neredeyse 6 hafta olmuş. Coppercoat'un performansı hiç fena değil. Ama bir süreyim, yıllarca dokunmayayım diyenlere uygun değil. Ayda bir hafif bir sünger istiyor.


Yolda Levante dedikleri bir kumsalda kahvaltı molası verdik. Burası da makul kalabalıktaydı. Ama Formentera adasını geçip Espalmador adasını görünce inanamadık. Göcek falan haltetmiş! Hiç oyalanmadan İbiza'daki tonoz bölgesine yöneldik. Önümüzdeki iki gün ciddi sert kuzeyli rüzgarlar bekleniyor. İki gece için tonoz rezervasyonu yapmıştık. Sistem iyi çalışıyor. Birçok marinadan iyi diyebilirim. Rezervasyon da, ödeme de online. Koya gelir gelmez palamar botu yanaşıp tonoza bağlanmamıza yardımcı oluyor. 


Biraz nefeslendikten sonra botu indirip sahile çıkıyoruz. İspanya'da botla kumsala çıkmak problemli. Ceza kesilenler, botu bıçaklananlar, benzin deposuna kum atılanlar filan okuyup duruyoruz. Bizim palamarlar sahilde bir yer işaret ediyorlar. Tam da can kurtaranın önü. Genelde bunlar sorun çıkartıyormuş. Neyse, botu çekip yanına gidip konuşuyoruz. Normalde yasak, ama herkes bırakıyor diyor. İyi, sen sıkıntı çıkarmıyorsan kimse çıkarmaz...

Taksiye atlayıp İbiza merkeze gidiyoruz. Zaten 10 dakikalık yol. Menorca ve Mallorca'da sonra büyük hayal kırıklığı. Aslında muhteşem surları olan bir eski şehir merkezi var. Acayip bir duvar ve savunma mimarisi örneği var. Ama hemen  dibindeki ve hatta içindeki şehir yerleşimi tüm manzarayı bozuyor. Tamamı sanki son 20 yılda hızla turizm için yapılmış. Dondurmalarımızı da yiyip biraz daha dolaştıktan sonra koyumuza dönüyoruz. Kültürel turizm olarak Menorca ve Mallorca adaları çok daha ağır basıyor. İbiza ise yanındaki ufak adalarla birlikte tamamen plaj turizmine yönelik (Tabii bu bizim yaş grubunun bakış açısı. Genç bekarların ilerleyen saatlerde çok daha ilgi çekici bulacakları mekanlar dikkatimizi çekmiyor değil dolaşırken).

Blr de merak edip internette minik bir araştırma yaptım. Turistler İspanya'da günde ortalama 140 Euro harcıyormuş. Türkiye'de ortalama 65 Euro. Bayağı bir analiz yapılır bu iki rakamdan. 

Karşıdan gelen dalgalara karşı botla kumsaldan ayrılmak epey eğlenceli oluyor. Botla kumsala inme binme konusunda hiç tecrübemiz yok. Bir şey kesin; bu işi daha sık yapacaksak, alüminyum tabanlı bot doğru tercih olmuş. Motoru çalıştırmakta biraz zorlanıyoruz. Soğukken çok rahat çalışan motor, günün ikinci çalıştırmasında hep zorlanıyor. Jigle ve gaz kolu olayını tutturamadım. Neyse, esas söyleyeceğim gelen geçen tüm botlar çekmeyi teklif ediyor. Ters yöne gidenler dahi. Biri çok ısrarcı olunca bağlanıyoruz, tam çekmeye başlayınca bizimkini çalıştırıyoruz. Resmen vurdurduk motoru.


Artık teknede keyif vakti. Güneyli rüzgarın getirdiği dalgalar var,  ama rüzgarla aynı yönde olunca sorun yok. Tahminlere göre sabaha karşı kuzeye dönecek ve öğlenden itibaren iyice bindirecek. Biz hem yarın ki havayı kolluyoruz, hem de sonraki günlere bakıyoruz. Salı'dan itibaren tekrar güneye dönecek. Ana karaya devam edeceksek ondan önce yol almamız makul. Ya da buralarda bir hafta daha takılacağız. Neyse, önce yarınki hava bir geçsin.


{Cumartesi}Gece nispeten rahat geçti. Ama sabaha karşı rüzgar dönünce dalgaları yandan almaya başladık. Öğle saatlerine kadar, rüzgar kuzeyden iyice kuvvetlenip dalgaya da hakim olana kadar iyi sallandık. Sonrasında kuzeyden kuvvetli esti, ama dalga da aynı yönden gelince biraz dinlenme imkanı bulduk.


Add new comment