Palma de Mallorca

Map: 
Navionics Yükleniyor

Bu adaya biraz önyargılı geldik. Malum Mallorca denince hareketli bir gece hayatı, resortlar, beachler, partiler, vb. geliyor insanın aklına, ama biraz okuyup araştırınca sanki daha fazlasını vaad ediyor ada. O nedenle en az iki günlük bir araba turu ile keşif fikri cazip geldi.


Dün gece Cem araba kiralama işini online halletti. Plan bugün Balearic Adalarının  en büyük şehri ve Mallorca'nın başkenti olan Palma’yı gezmek, yarın da kendimizi biraz yollara vurmak. Tekneyi alargada bırakacağımız için hafif bir huzursuzluk var tabii, hoş demirimiz sağlam ve burası gayet güvenli görünüyor ama ne olursa olsun… Sabah 10.00 gibi teslim alıyoruz arabayı. Palma yaklaşık bir saatlik bir mesafede. Yol rahat. Şehre girince Cem’in önceden tespit ettiği bir otoparka park ediyoruz.. 

Günde iki öğünü oturttuk artık iyice, geç kahvaltı, erken akşam yemeği şeklinde. Tam kahvaltı saatimizde girmiş olduk şehre. Eski şehrin hemen girişinde bir kafede karınları doyuruyoruz. Açık mutfak lokantalar hep bir güven uyandırmıştır. Bunlar alt kattaki mutfaklarının tavanını cam yaparak yeni bir boyut getirmişler.


Sonra dalıyoruz eski şehrin sokaklarına. Daracık, cıvıl cıvıl sokaklarda keyifle turluyoruz biraz. Sahile gelince limana bir göz attıktan sonra meşhur Palma Katedralini (namı diğer La Seu) geziyoruz. Gerçekten etkileyici. 13. yy’da yapımına başlanan katedral ancak 17. yy’da tamamlanmış. 44 metre ile Avrupa’da ki en yüksek tavana sahip Gotik katedrallerden birisi olarak geçiyor burası (Notre Dame de Paris’in yüksekliği 33 metre imiş). 1900’lü yılların başında restorasyon aşamasında Gaudi’de projeye dahil oluyor, ancak 1914’de müteahhit ile çıkan anlaşmazlık sonucu bırakıyor projeyi. Gezerken görebiliyorsunuz Gaudi dokunuşu olan kısımları. 


Sonrasında kendimizi biraz eski şehrin dışına atacak şekilde bir rota takip ediyoruz. Şimdiye kadar gezdiğimiz birçok yerde eski şehir -yeni şehir ayrımını gayet net görebilmiştik ama burada nispeten yeni şehir de o tatlı, tarihi kokuyu taşıyor sanki sokaklarında. Büyük mağazaların bulunduğu alışveriş caddesinde bile var o his. Zaten o sokaktan girelim , bu sokaktan çıkalım, aaa bir de buraya bakalım, ya ne güzel galeriler varmış burada, çok güzel yemek kokuları gelmeye başladı yahu, bir de şu tarafa mı yürüsek acaba derken tekrar katedralin arka sokaklarında buluyoruz kendimizi.


Yemek kokusu motivasyonundan anlaşılacağı üzere bizim için akşam yemeği vakti gelmiş neredeyse. Bir tapasçıda ufak tefek bişeyler atıştırıp nefsimizi körelttikten sonra dönüş yoluna düşüyoruz. Dönüşte Palma’nın biraz batısında kalan Puerto Portals’a bir göz atıyoruz. Oraya giderken şehrin sahil şeridini de baştan başa görmüş oluyoruz. Puerto Portals adanın en lüks marinalarından birisi olarak geçiyor. Biraz Monte Carlo benzetmesi yapılıyor. 


Haliyle aklımız biraz teknede. Yine rahat bir yolculuk sonrası Colonia de Sant Jordi’ye akşamüzeri dönüyoruz. Arabayı bir sokağa park edip aceleyle sahile yürüyoruz. Ohh, bizim kız duruyor yerinde, botumuz da aynen bağladığımız gibi:)))) Tekneye çıkar çıkmaz suya atıyoruz kendimizi. Günün o tatlı yorgunluğunu denizde attıktan sonra yarının rotası için çalışmalar başlıyor.



Add new comment