Two Rock Bay

Map: 
Navionics Yükleniyor

Dünün yorgunluğun üzerine güzel bir uyku sonrası sabah 9.00 civarı kalktık. Bugün marinadan ayrılıp kendimizi bir an önce denize atmak istiyoruz. Sabah kahvesi sırasında Cem hızlı bir iş bölümü yaptı, Çiğdem, Güçlü ve ben alışverişe gidiyoruz, Cem teknede kalıp yol öncesi kontrol ve yıkama işini yapacak. İş bölümünün ana fikri şu aslında; ben bu işleri yaparken ayak altında dolanmayın, siz en iyisi üçünüz birden markete gidin:))) Şaka bir yana tekne tam takır, kuru bakır, alarga niyetimiz de var, alışveriş yüklü yani. O nedenle araba ile gidiyoruz markete. Bir saatten fazla sürdü alışveriş işi. Marketten sonra pastaneye uğrayıp kahvaltılık birşeyler aldıktan sonra döndük tekneye. Cem de yeni bitirmiş yıkama işini, o kadar zaman tozlanmış tabii Nymphe. Çay da demlenmiş ama bu arada:) Kahvaltımızı yaptıktan sonra Cem liman başkanlığı ve marina ofise gidip oradaki işleri halletti. Biz de tekneyi neta ettik. C

gelir gelmez çözdük ipleri. Saat 13.30 civarı başladık seyire. Kanalını işaretleyen dubalar bitince açtık yelkenleri. Dar apaz, 15-16 knot civarında esiyor. Rüzgarın artma olasılığını göz önüne alarak camadanlı açtık ana yelkeni. Artık genel olarak çok stabil bir hava yoksa camadanlı açıyoruz, sonra gidişata göre büyütüyoruz ana yelkenimizi. Sonrasında açmak kolay çünkü ama hava arttığında camandan vurmak daha çok efor gerektiren bir operasyon. Hedef yaklaşık 25 mil kuzeydeki Two Rock Bay koyu. Daha önce Lefkada’dan buraya hiç tramolasız tek atım bir seyrimiz olmuştu, bu sefer de beklentimiz  bu yönde ama doğa  karşısında böyle beklentiler çok da gerçekçi değil farkındayız. Neyse yaklaşık 12 mil sonra atıyoruz tramolayı mecbur. Bu arada dalgalar da büyüdüler. Çiğdem yolun daha başında iş sorumluluğu ile bir excel çalışması yapmaya niyetlendi! Yapma, etme, bak sallanıyoruz dedik ama dinlemedi, illa çalışacak:) Ama kutular biraz zorladı galiba o sallantıda, hemen bırakmasına rağmen biraz tuttu deniz. Deniz tutması herkesin başına gelmiştir mutlaka diye düşünüyorum. Benim kendi  tecrübelerimden öğrendiğim, en ufacık birşey hissettiğinde ölümcül olmadığı müddetçe her ne yapıyorsan bırak, mümkünse ufka bak ya da uzan. Hatta tutabiliyorsan dümen tut, bu konsantrasyon gerektiren bir iş olduğundan bulantının önceliği geri plana düşüyor beyinde bence. Bir de tuzlu leblebi, çubuk kraker, yağsız krikkraklar iyi geliyor o süreçte.

Tramolayı attıp sonra yaklaşık bir 5 mil  gittikten sonra ikinci tramolayı da attık. Bu arada ana yelkeni de büyüttük biraz daha hız kazanalım diye.  Bingo tam hedefteyiz derken rüzgar kesildi. Biraz direniyoruz ama nihayetinde hız 3 knot altına düşmeye başlayınca motora geçmek durumunda kaldık. Aslında biraz daha bekleyebilirdik belki ama hem  gün ilerledi, hem de dalgalar büyüdü. Akşam saat 19.00 civarında ulaştık Two Rock Bay’e. Beş altı tekne var koyda, akşam saati plajda da çok az insan kalmış. Demir atar atmaz kendimiz denize attık. Özlemişiz, çok iyi geldi. Akşamın renkleri ile koy iyice güzelleşti. Çiğdem de deniz sonrası iyi, iki tane suluboya resim yaptı gece, biz de onu izlerken şarabımızla muhabbetlendik.  Dün karada, bugün denizde günün büyük kısmı yolda geçti, yarın sabitiz burada büyük ihtimal. 


Add new comment