Poros adası, Yerolimanı

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah çok da acele etmeden kalktık. Kaç günün sosyal yorgunluğu var üzerimizde. Önceden sözleştiğimiz mazotçu geldi, depoyu doldurduk. Liman başkanlığından çıkışımızı aldık. Son alışverişimizi yapıp Zea Marina'dan ayrıldık.

Bugün seyahatin farklı bir evresine giriyoruz. Geçirdiğimiz haftasonu Atina'da olmak önceden yapılmış bir programdı. Lise arkadaşlarımızla buluşacaktık. Bu yüzden programımız çok esnek değildi. Seçeneğimiz çoktu, ama sonuçta bizi bağlayan bir takvim vardı. Artık böyle bir hedef yok. Tamamen serbest programa geçiyoruz.

Limandan çıkınca bir yandan kahvaltı ederken, bir yandan da yeni otopilotun ayarlarını yaptık. Bunu sevgili arkadaşımız Fatoş Amerika'dan taşıdı. Eski bir model olduğu için ancak Ebay'de bulabiliştim. Eski mi? Hani yeniydi? Bizim için yeni. Teknenin üzerinde Raymarine'in S2 modeli vardı. Özellikle dalgalı havalarda performansından memnun değildim. Bu yüzden zaten yedek bir otopilot alacakken, bunun S2G modelini tercih ettim. Ciroskoplu olan bu modelin daha verimli olmasını bekliyorum. (Umuyorum!) Dün montajını yapmıştık. Bugün pusula kalibrasyonunu ve kontrol parametrelerinin ayarlarını yaptık. Yaptık derken, Ciroskoplu modelde otomatik öğrenme özelliği var. Açık denizde kendi bir iki tur atıp kendince ideal değerleri tespit ediyor. Onu yaptık.

Bu arada tam da karşıdan gelmeyen, hatta yolumuzun üzerinde Aigina adasını kurtaracak bir açıda rüzgar gelmeye başladı. Biz de ortalığı toparlayıp yelkenleri açtık. Rüzgarın artacağını tahmin ettiğimiz için anayelkeni tek camadanlı açtık. Adaya kadar 10-12 knot rüzgarda 3.5-4 knot hızla geldik Hedefe gittiğimiz için hız bizi rahatsız etmedi ve yelkeni büyütmedik. Ama adaya yaklaşırken hem azaldı, hem de kafayı açtı. Mecburen tramola attık. Bu senaryoyu biliyorduk. Yelkeni büyültmezsek sürünerek devam edecektik. Büyüttüğümüz anda da rüzgarın artacağını. Murphy bizi şaşırtmadı. Ana yelkenin camadanını açtıktan 20 dakika sonra rüzgar arttı. Ama yönü de iyileşmişti. Hemen tramola attık, bu sefer ikinci camadana kadar küçülttük.

Kalan yolun yarısındaki Petrokaravo kayalıklarına kadar orsaya yakın bir açıda seyrettik. Hissedilen rüzgar 21-23 knotlara çıksa da, ikinci camadandaki anayelken ve %106'lık cenova ile çok bayılmadan yol aldık. Psikolojik mi bilmiyorum, sanki otopilot gerçekten daha iyi çalışıyor. Ama karar vermek için daha erken.

Kayalıkları geçtikten sonra boğaza doğru kafayı biraz açarak dar apaza döndük. Bu açıda uzun süre 7.2 knot hızla stabil bir şekilde yol alabildik. Boğaza girerken yekenleri topladık. Yola çıkarken niyetimiz Poros adasının limanına yanaşmaktı. Ama bir haftadır büyük şehirde olduğumuz için en azından bir gece kafa dinlemek için adanın batısındaki ıssız koylardan birine yöneldik. Rus Limanı dedikleri popüler bir koy var, ama güneyli rüzgarda rahat olmayacağını düşündüğümüz için bir önceki Yerolimanı'na girdik. Yana yana iki koydan güneydekinde iki tekne alargadaydı ve aralarına sıkışmak zor olacaktı. (Aralarında dolaşırken sormamıza rağmen ikisi de zahmet edip bir saat sonra çıkacaklarını söylemediler.) Biz de kuzeydeki koya tek tekne olarak demirledik. Koyun içine doğru hızla sığlaşıyor. Dışı ise, en azından biz girerken, hafif dalga alıyordu. Aradaki bölgeye çok hassas şekilde demir attık. Neyseki dip kum ve iyi tutuyor. Dalıp bakınca dümen palasının altında sadece 10 cm su kalmıştı.

29,5 millik yolun neredeyse tamamını yelken ile, 6 saatte geldik. Atina gibi büyük bir şehre, 30 mil mesafede ıssız bir koydayız. Kontrolleri ve istem dışı girmeleri (düşmenin kibarca ifadesi) saymaz isek deniz sezonunu da bu koyda açtık. Su soğuk ama çok iyi geldi. Yakından bir yol geçiyor ve gruplar yürüyerek denize girmeye geliyorlar. Ama koyun sakinliğine bir etkisi yok (Tabii yazın nasıl olur, bilemiyoruz).
 


Add new comment