San Vito Burnu

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah 6'da kalkıyoruz. Yine herşey akşamdan hazır zaten. Su deposunu doldurup elektrik kablosu ve hortumu toplayıp limandan ayrılıyoruz. 60 mil yolumuz var.

Motorla gidiyoruz ve çok da bir rüzgar beklentimiz yok. Ama kahvaltımızı ettikten sonra, Palermo'ya yaklaşırken doğudan bir kıpırdanma oluyor. Yelken açsak mı, asimetriği kursak mı diye düşünürken iyice kuvvetleniyor. Motoru kapatıp sadece anayelken ile ortalama 6 knot hızla yolumuza devam ediyoruz. Gün boyu 17-19 knot esiyor, bir ara 20 küsurlara çıkıyor.

Uzun süre yan yana gittiğimiz bir yelkenli ufak ufak bizden uzaklaşıyor. Anladığımız onun hedefi Sardunya adası. Biz de bir değerlendiriyoruz. Ama 180 mil yolu şu anda göze alamıyoruz. Kaç gündür gezmekten iyi yorulmuşuz. Zaten bu süpriz rüzgarın ne kadar devam edeceğini de bilmiyoruz. Biz yine adanın en batı ucundaki burunda kalmaya karar veriyoruz.

Hedefimiz olan San Vito burnuna doğru hızla yol alıyoruz, ama bir sorun var. Bu rüzgar açısında oradaki kasabanın önünde alargada durulmaz. Üç gündür limanda olduğumuz için ikimiz de iskeleye bağlanmak istemiyoruz. B planı hazır, burnu dönüp arkasındaki körfezin dibinde demir atıyoruz. Rehberlerin de dediği gibi, bu tarafta dalga yok ama tepelerden rüzgar sıkı indiriyor. 5 metre derinlikteki kuma çapamızı bırakıyoruz. Rüzgarla dalga aynı yönden olduğu sürece dert etmiyoruz, zaten bir saat sonra rüzgar da kesiliyor.

Hızlı bir denizde serinleme seansından sonra Rengin hızla akşam yemeğini hazırlıyor. Acıkmışız!

Yakındaki bir tepede orta ölçekli bir yangın sürüyor. Orman değil, makilik gibi duruyor. Oldukça kurak bir bölge. Tekneyle yaklaşırken deniz üzerinde bile o sıcaklığı hissediyorsunuz. Bir helikopter 4-5 kere su atıyor üzerine, ama neredeyse hiç etkisi olmuyor. Ya çaresizlikten ya yakıtı bittiği için gidiyor. Bunu yazdığım saatlerde yangın hala sürüyor. Alevler gündüze göre daha da belli oluyor.. Rüzgar biraz döndüğü için tepenin öbür yanından da devam ediyor. Burdan görebildiğimiz kadarıyla da kimsenin mücadele ettiği yok.

Ertesi günler için hava durumuna baktık. Bir kaç gün benzer bir hava tekrar ediyor. Bir gün burada dinlenip uzun geçişi Perşembe yapmaya karar veriyoruz. Hadi bakalım....

Bu koy batıya açık olduğu için güneş doğrudan denize batıyor. Her zaman etkileyici bir görüntü oluyor bu.

 

Çarşamba günü yarı tembellikle geçiyor. Sabah zaten muhteşem bir denize uyanıyoruz. Ufak tefek işleri hallediyoruz aralarda. Rengin ertesi günkü seyir için sebze yemekleri hazırlıyor. Ben de tuvalet pompasının eskimiş kauçuk parçalarını değiştiriyorum. Sekiz ay yatınca tekne bunlar iyice kasılmış. Zor çalışıyordu. Bir de bu blogda günü yakalamayı hedefledik. Hergün ikimiz de notlar alıyoruz. Ama hepsini bir araya getirip resimleri seçmek ve siteye yüklemek için bilgisayara oturmak gerekiyor. Ben bunları yazarken Rengin de Palermo turunu toparlıyor. Resimleri de yüklersek derslerini günü gününe çalışan öğrenci efsanesini yakalayacağız.