Navplion, Mycenae

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah 7.30 gibi ayaktayız. Bugün planımız Navplion’un 24 km kuzeyinde yer alan Mycenae antik kentini gezmek, geri kalan zamanı da teknede ve kasabada geçirmek. Dün otobüs tarifesini inceledik ve durağı tespit ettik. Taksi opsiyonu da mümkün,  otobüs durağının hemen yanında isteyen için. Saat 10.00 otobüsü ile yola düştük. Otobüs rahat, ama direkt antik kente gitmiyor, bildiğiniz halk otobüsü, aradaki yerleşim yerlerine  giriyor, yolcu indirip bindiriyor. Sonuç olarak 24 km’lik mesafeyi bir saat kadar bir zamanda gittik. Ama şikayetçi değiliz, bu şekilde pek yol planımıza almayacağımız etraftaki köyleri ve kasabaları da görmüş olduk. Yol aldığımız yer kocaman bir ova, her taraf bağ, bahçe, kilise ve kale! Turunçgil bahçeleri göze çarpıyor en çok. Ovadan tepeye doğru yükselmeye başladığınızda ise zeytinlikler.

Saat 11.00 gibi antik şehrin hemen önünde indirdi otobüs bizi. Giriş kişi başı EUR 12. 65 yaş üzeri EU vatandaşlarına ise ücretsiz. Sırada hemen önümüzde Fransız bir çift bu muafiyetten yararlanmak istediler. Görevli kimlik sordu, yok, pasaport, o da yok, nerelisiniz, Fransa, iyi geçin…Cem ile birbirimize bakıyoruz, belki 10-15 yıla çalışır ama şu an yutturmak zor, mecbur verdik EUR 24’yu.

Çok eski bir medeniyete ev sahipliği yapmış burası. MÖ 5000’lere kadar dayandığı düşünülüyor tarihçesinin. MÖ 2000’lerde ise  Yunan medeniyetinin en önemli merkezlerinden birisi olarak geçiyor Mycenae. Zaten MÖ 1600-1100 arası Yunan tarihi Mikenlerden oluşuyor. Şehrin girişindeki Aslanlı Kapı da Miken tarihinin en önemli kalıntılarından. Ama biz asıl etkileyen şehrin konumu. Zirvede, her açıdan tüm ovaya ve etrafa hakim…Şehri gezdikten sonra çıkış yolundaki müzeye girdik. Buradaki kazılardan çıkan kalıntılar sergileniyor müzede. Küçük ama iyi planlanmış bir sergi. Şimdi daha çok anlam kazanıyor gezdiğimiz kalıntılar. Müzenin girişinde çok faydalı bir tablo gözümüze çarptı. Tabloda çömlekçilik açısından Miken Medeniyeti ile aynı dönemlerde  yakın çevrede yaşayan diğer medeniyetlerin özet bir kıyaslaması yapılmış. Gözümüz Girit’teki Mineolulara takılıyor. Geçen yıl Girit seyahatimizde onların inanılmaz medeniyeti ve tarihi ile büyük şaşkınlık yaşamıştık keza. Müzede sergilenenlerin neredeyse hepsi orası ile büyük bir benzerlik çağrıştırdı bize. 

Saat 14.00 civarı Navplion’a döndük. Sabahki sakin hava yerini güneyli kuvvetli bir rüzgara bırakmış. Nymphe sağlamda, ne olur ne olmaz yedek bir halat  aldık. Etraftakilerin çoğu da aynı şeyi yaptı zaten. Yalnız hemen yanımızdaki Alman teknenin sahipleri ortada yok. Rüzgarın etkisi ile zincir boşlamış, teknenin kafası bize doğru açılmış, kıçı da iyice yanaşmış iskeleye. Cem ilk önce yanaşıp görünürde bir telefon numarası var mı diye baktı, yok! Hemen bizden bir halat aldı ve diğer taraftaki komşumuz ile beraber mecbur tekneye atladılar. Bir yandan zinciri biraz alıp, öte yandan da halatı bağlayıp düzelttiler teknenin kıçını. 20-25 dakika kadar kuvvetli esinti devam etti. Sonra sakinledi. Yaklaşık bir saat sonra teknenin sahipleri geldi, yukarıya antik kente çıkmış onlar da. Cem durumu anlattı, teşekkür ettiler. Ertesi gün yine uğradılar, teşekkür için bu sefer bir şarap getirmişler:) Nymphe’deki Göcek yazısını görünce biz de 30 yıl önce gitmiştik Göcek’e dediler. Şimdi nasıl diye sordular. Biz de belki en güzel zamanlarını onların gördüğünü söyledik.