Mahon - Menorca

Map: 
Navionics Yükleniyor

Üç gecedir Menorca'nın en büyük yerleşimi olan Mahon'dayız. Niyetimiz iki geceydi, ama bugün kuvvetli doğulu rüzgarlar öngörüldüğü için bir gün daha uzattık. Öyle seyre engel olacak bir hava değil ama geçmeye niyetli olduğumuz Mallorca adasının bizden taraftaki tüm koyları bu rüzgara açık.

 


Mahon dünyanın en uzun doğal limanlarından birisi olarak kabul ediliyor. Gerçekten girişinden en dibine 3 mil mesafe var. Bizim olduğumuz noktada genişliği 200 metre. Ve her sabah 7'de önümüzden devasa bir feribot geçip limanın en dibine bağlanıyor. Liman boyunca bağlanmak için çeşitli işletmeler var. Bir kısmı karaya bile bağlı olmayan yüzer platformlar. Biz Maritimo Yelken Kulübünün işlettiği rıhtıma bağlandık. Tam merkezdeyiz diyebiliriz.

 


Mahon aynı zamanda  adanın başkenti. Nüfus 30.000 civarında, ama yaz nüfusu bunun kat be kat üzerinde olsa gerek. Şu anda ise pandemi nedeniyle makul bir kalabalık var. Çok güzel bir şehir. Uzun limanın her iki tarafına konumlanmış, ama asıl yerleşim limanın batı tarafında. Restoranların ve butiklerin sıralandığı kordon boyu akşam tam seyirlik. Tekneye döndükten sonra yeşil çayımızı demleyip gelen geçeni izliyoruz, balkon keyfi yani:) Buradan biraz yukarı tırmanınca da eski şehrin göbeğine ulaşıyorsunuz. Aslında tırmanmak size kalmış çünkü yok ben yürümek istemiyorum diyenler için asansörler de var bir kaç noktada! Uzun yıllar devam eden İngiliz işgali mimariyi epey etkilemiş. Şirin şirin evler, güzel ve temiz sokaklar… Yukarıda vakit geçirmek de ayrı keyif. Tarihi meydanlar, kiliseler, pazar yerlerinin yanı başında bu bölgede de  çok sayıda restoran, kafe ve dükkan var. Bu arada iletişim problemi hiç yaşamıyoruz çünkü ya buraları gayet turistik bölgeler olduğundan, ya da eski İngiliz etkisi bilemiyoruz hemen herkesle gayet rahat İngilizce anlaşabiliyorsunuz. Sicilya ve Sardinya’dan sonra bu bizi şaşırtıyor açıkçası. 

Limanın hemen girişinde, Mahon’a gelmeden Es Castell diye bir kasaba var. Tekne ile geçerken görmüştük. Bir akşam da yemek için oraya yürüyoruz. Yol deniz kenarından başlıyor ama sonra iç tarafa kıvrılıyor. İsterseniz bizim gibi eski yolu seçerek bağ bahçe arasından devam eden bir patikadan da ulaşabiliyorsunuz kasabaya. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş. Sevimli bir kasaba ancak Mahon’dan sonra o kadar cezbetmiyor insanı. Ama çok güzel bir kordon boyu var buranın da ve internetten bulduğumuz güzel restoranların bir kısmı bu kasabada. Hakikaten değiyor bu yürüyüşe. Ama artık dönüşte, bir de yemek üstüne ikimizde de yürüyecek hal kalmayınca taksiyi tercih ediyoruz. Taksiciye gideceğimiz yeri söylüyoruz, biraz yaklaşınca taksici kibarca “Yanlış anlamayın, benim için farketmez, sizi oraya götürürüm ama yukarıda asansörün oraya bıraksam, asansörle inseniz daha az ödersiniz." diye uyarıyor bizi. İnerken kapımızı açıp, tekrar özür diliyor, sizin için daha iyi diye açıklıyor tekrar. Adam şaşkınlığımıza anlam veremiyor muhtemelen, o yüzden açıklayıp duruyor, bilse ki hiçç alışık değiliz İstanbul taksilerinden bu muameleye:))) 

Bir akşam yandaki teknenin kaptanı ile biraz sohbet ediyoruz. Haziran çok boş geçmiş. Şu anda normalin biraz altında bir kalabalık var diyor, ama geçmişten farklı olarak çoğu yerel turist. Bize ilginç geleni bilgi ise, bir haftaya kimsenin kalmayacağı. Türkiye'de sezon Eylül'e hatta Ekim'e kadar uzamışken, buralar çok erken kepenk kapatıyor. Göreceğiz.






Add new comment