Arbatax

Map: 
Navionics Yükleniyor

Sabah bir deniz ve kahve keyfi sonrası yola çıktık. Kısa gideceğimiz için hiç acele etmedik. Güneyli rüzgar devam ediyordu. 10 millik yolu sadece ana yelkenle tamamladık.

Arbatax denize uzanan bir yarım ada üzerine kurulmuş. Kuzey tarafında büyükçe bir liman var. Ve upuzun bir kumsal. Güneyinde ise butik oteller ve tatil köyüne benzeyen bir alan dikkatimizi çekti. Aslında niyetimiz güneydeki koyda kalmaktı. Daha keyifli gözüküyor. Ama güneyli rüzgar hala devam ettiği için kuzeydeki koya dönüp limanın önündeki korunaklı alana demir atıyoruz. Burada yaklaşık 10 tekne var, ama alan o kadar büyük ki... 


Yarınki sert havayı burada karşılayacağız. Aslında tahminler kuvvetli rüzgarların bu kadar güneye inmeyeceği yönünde. Kuzeye doğru hala 50-60 mil civarı bir alan sakin gözüküyor. Ama biz tahminlere bu kadar hassas güvenmiyoruz.

Madem duruyoruz, bi yoğurt kuruyorum hemen. İkimiz de hemen hemen herşeyle yiyoruz. Marketlerde sadece avuçiçi kadar yoğurtlar var. Çoğu da meyveli filan. Mecburen kendimiz yapıyoruz.


Ertesi sabah sert hava geliyor. Tam batıdan. Zaman zaman 35 knotlara kadar vuruyor. Koy içinde dalga bile oluştu. Ama çok rahatsız edici değil. Dikkatimizi çeken,  dün akşam koyda kalan teknelerin neredeyse tamamı teker teker gittiler. Çok yakında öyle daha korunaklı bir yerde yok. Muhtemelen kısıtlı süreleri olan tatilciler. Gerçekten, bizim ölçekteki denizcilikte en kıymetli emniyet faktörü zaman. Takvim baskısı olmaması büyük lüks.

Bir tek katamaran kalmıştı. Baktığımızda tarıyordu. Rüzgar açığa doğru sürüklüyordu. Zemin çok iyi tutuyordu halbuki. Belki de demir alırken bi sorun yaşadı. Dürbünle bakınca tek başına olduğunu gördük. Bi öne gidiyor, bi dümen platformuna çıkıyor. Öyle çok panik değildi. Bir süre sonra demir atmayı becerip tekneyi sabitledi. 


Ama bir saat kadar sonra bir hareketlilik başladı. Sahil güvenlik botu geldi bunu dürtüyor. Açığa bakınca anladık. Heyullah bir feribot yaklaşıyor. Liman ağzında da bir römorkör bekliyor. Muhtemelen sahil güvenliği de o çağırdı, çünkü katamaran limana giriş rotasında. Motorunu çalıştırıp biraz kenara çekiliyor. Feribot da hemen dibimizde baş ve kıç pervanelerini kullanarak, blraz da römorkun desteğiyle olduğu yerde 180 derece dönüp yanaşıyor.

Bu günlük heyecan dozumuzu aldık derken Guardia Finanza botu beliriyor. Zaten koyda iki tekne kalmışız. Katamaran gittikten sonra bir İngiliz tekne yanımıza demirlemişti.  Bunlar anladığım gümrük polisi tarzı bir kurum. Büyükçe bir tekne, bize yanaşmaları mümkün değil. Uzun bir sopanın ucunda file bir sepet uzatıp dökümanlarımızı koymamızı istiyor. Içlerinden birisi gayet düzgün ingilizce konuşabiliyor, buralarda epey istisna. İşin ilginci, saydığı dökümanlar arasında constitito yok. Ben hepsini dosyayla uzattığı sepete koyuyorum. Gergin iş. Düşünsenize, pasaportlar filan... Sürekli aman dikkat diyorum. Merak etme, hep yapıyoruz diyorlar. Neyse ki dümendeki eleman tekneye gerçekten hakim. Hep yapıyor olabilirler, ama yine de bi onbeş dakika sürüyor bizim evrakları incelemeleri. Ne yaptılarsa... Sonuçta aynı yöntemle geri veriyorlar dosyayı. Başka gün mü bulamadınız diye söyleniyorum.

Onlar gittikten sonra hava yavaş yavaş kalmaya başlıyor. Şu anda saat 21:10 ve sadece hafif bir esinti kaldı. Sabah erken yola çıkmaya niyetliyiz. 60-70 mil yol yapacağız. Tabii rüzgar durumuna göre.


Add new comment