Arrecife

Map: 
Navionics Yükleniyor

Lanzarote Kanarya Adalarının yüzölçümü açısından dördüncü, nüfus açısından üçüncü büyük adası. Bu İspanyol adasının İspanya ana karaya uzaklığı 600 mil civarında iken, Afrika kıtasına yalnızca yaklaşık 70 mil uzaklıkta. Adanın kuzeyinden güneyi 60 km, doğusundan batısı ise 25 km mesafede. Başkenti Arrecif. Bizim 4 günlük seyir sonrası bağlandığımız marina da Arrecif'te. 


Yaklaşık 2,5 aylık seferi halinden sonra 15 gün bu marinadayız. Bağlandığımız ilk gün sabah Cem uyanıp yine bi “Neredeyiz biz şimdi?“ oldu:) Sürekli yer değiştirdiğimizde, bazen alarga, bazen marina... sabahları ilk uyandığınızda bazen böyle saniyelik bi kafa karışıklığı yaşayabiliyorsunuz. Seyrin son günü rahat geçtiğinden çok yorgun hissetmiyoruz kendimizi aslında ama artık ikimiz de bir yerde biraz stabil kalmak istiyoruz.


Marina rahat. Bizim pontonda ve karşı pontonda yaklaşık 4-5 tane yaşanan tekne var. Çoğu Fransız ve Alman. Komşumuz Uli de bunlardan. Teknesini Portekiz'e götürmek için bir arkadaşını bekliyor. Karşımızda da Fransız bir aile var, çoluk çocuk, çiçek, köpek cümbür cemaat çok tatlı bir halleri var. 


Marinanın restoran kısmı Arrecif halkı için de gözde bir sosyalleşme mekanı. Özellikle koşanlar, kaykaycı ve bisikletli gençler için şahane alan. Şehir merkezi yürüyerek maksimum 10-15 dakika, ama dışarıya çıkmayalım, mahallede kalalım derseniz uzak doğu mutfağından hamburgercisine kadar çeşitli yemek seçenekleri var burada da. Marinadaki ağırlıklı yabancı tekne sahiplerinin takıldığı bir de bar var, daha önce okumuştuk hakkında, gördük de. Aslında covid olmasa hem bilgi-deneyim alışverişi, hem de yeni arkadaşlıklar için şahane imkan ama bu koşullarda bizim için tehlikeli. Uli ile tekneden tekneye sohbetle yetiniyoruz:) Bu arada bu barın önünden geçtiğimizde görüyoruz, pek covid movid takmayan bir ahali de yok değil, maskesiz falan gayet keyifleri yerinde! 

Stabil duruyoruz demek hiç birşey yapmıyoruz anlamına gelmiyor tabii. Bana kalsa ben bir süre öyle de durabilirim sanıyorum ama Cem daha marinaya girmeden yapmış bir iş listesi:)) Şaka bir yana ilk olarak boilere el atıyor Cem. Sürekli sızdırıyordu. Orasını sıkıyorum, burasını teflonluyorum, orasına yeni conta takıyorum. Sonunda aldım dışarıya. Bastık hortumla suyu. Meğer ek yerlerinden birinde minnak bir delik oluşmuş. Attım bisikletin arkasına, marin dükkanların ve atölyelerin olduğu bölgeye götürdüm. Girdiğim ilk tornacı halletti kaynağı. Bu bölgede teknik malzeme bulabileceğiniz epey bir dükkan var. Hem genel tekne malzemesi satan dükkanlar, hem de soğutmacı, botçu, motorcu gibi uzmanlaşmışlar. Bir de devasa nalbur.


Sonra tekne içinde uzun zamandır ertelediğimiz ufak tefek tamirat işlerine sıra geliyor. Birgün dalıp teknenin altını süngerliyor. Hazır su bolken balonun alt yakasını yıkayıp kurutuyoruz. E haliyle tekne de birkaç defa yıkanıp mis gibi oluyor. Bu arada ben de teknenin içini düzenliyorum biraz. Yaşarken ne kadar ıvır zıvır biriktirdiğini fark edemiyor insan. Ay o şişeyi atmayalım lazım olur belki, şunu da şurada kullanırım şimdilik kalsın derken bir bakmışsınız bir sürü gereksiz eşya doluşmuş. Hele bir de tekne gibi yaşam alanının daha ufak olduğu yerlerde bir fazla eşya bile rahatsızlık kaynağı olabiliyor. Benim de atma dönemim gelmiş zaten, oh ne kadar kullanılmayan gereksiz eşya varsa çıkarıyoruz tekneden, bir nevi hafifleme. Neyse böyle biraz çalışıp, biraz dinlenerek geçiriyoruz günleri.  


Bir gün adayı gezmek için araba kiralıyoruz. O gezinin detaylarını bir sonraki sayfada anlatalım.

İkinci hafta tam bir ev moduna geçiyoruz artık. Günlük market/manav alışverişi, sonuç olarak teknede çorbalı, salatalı düzenli yemek, akşamları bi hava alalım yürüyüşleri, günlük rutinler…iyi geliyor ikimize de. Son üç gün biraz hava var o nedenle havuzluk çok keyifli değil, içeride takılıyoruz. Tabii şu hava geçsin çıkalım, biraz alarga mı yapsak özledik alargayı, önce aradaki küçük adayı görelim sonra Fuentaventura di mi..şeklinde kurtlanmalar başlıyor bizde:) 


Add new comment