Map

Navionics Yükleniyor

Sabah kahve ve yüzme keyfinden sonra hava durumuna bir daha baktık. Çok değişen birşey yok. Sevimsizlik şurada; bugün öğleden itibaren başlayıp akşama doğru artan güneyli bir rüzgar bekleniyor. Kötü olan, gece yarısından sonra kuzeye dönüyor, yine şiddetli olarak. Bu bölgede her bir havaya kapalı koy az. Gaios limanı korunaklı. Ama iki gün o ufak limanda kalma fikri pek hoşumuza gitmiyor. Bir de yan yana çapa atarak limana yanaşılıyor. Normalde bile hergün üstüste atılan çapaların karıştığı bir liman. Böyle bir havada çok eğlenceli olabilir.

Keyifli bir sabaha uyandık. Kahve ve deniz keyfinden sonra yola düştük. Two Rock Bay'de bir gece daha geçirmek isterdik, ama çarşamba - perşembe garip bir hava geliyor. Güvenli bir yer bulmak için biraz yol yapmamız gerekli.

İlk hedefimiz hemen karşımızdaki AntiPaxio adası. Burada bir yüzme molası verip Paxio'ya devam edeceğiz.

Hazır yolda hava sakinken deniz suyu pompamızı çalıştırıp güverteyi bir güzel yıkadık. Günlerdir aklımızdaydı, ama koy içinde yapmak istemiyorduk. Ortalığı toparlayıp kahvaltıyı da yolda hallettik.

Sabah rutinlerinin ardından demir alıp çıktık Atherinos koyundan. Plan Lefkas-Nydri’ye bir göz atıp kendimizi anakarada bulunan Two Rock Bay koyuna atmak. Yoğun bir trafik var yine etrafta. Nydri’ye girerken hemen girişten önce  küçük bir ada dikkatimizi çekti. Çok güzel görünüyor, ama bu kalabalıkta etrafında hiç tekne yok! Bakıyoruz özel mülk ve yasaklı alan. Okuduğumuza göre adanın ismi Skorpios ve bir zamanlar ünlü armatör Onassis’e aitmiş, hatta Jacqueline Kennedy ile 1968 yılında bu adada evlenmiş. Onassis’in, kızının ve oğlunun mezarı da bu adada bulunuyormuş. 2013 yılında ailenin kalan tek mirasçısı Athina Onassis, adayı Rus bir aile olan Rybolovlev’lere satmış.

Kendimizce hakedilmiş bir uykudan sonra sekiz gibi uyanıyoruz. Kahve keyfimizi yaparken yanımızdaki tekneler birer birer çıkıyor. Anlaşılan herkesin acelesi var. Neyimiz eksik deyip biz de demir alıyoruz.

İlk hedef Fermíkoula adacığı. Meganisi yolu üzerinde. Ada bile denmez. İrice bir kayalık. Ama muhteşem bir denizi var. Burada kahvaltı ve deniz molası veriyoruz. Bir kaç yelkenli tekne var. Bir de neredeyse balık istifi yüklü bir gezi teknesi gelip bir süre müşterilerini yüzdürüyor.

Dün gece, umduğumuzdan daha hareketli geçti. Hava durumu tahminleri dışarıda çok yüksek bir hava göstermemesine rağmen batıdan esen rüzgar koyun içine garip bir şekilde dönerek giriyor, bu da rahatsızlık yaratıyor. 7-8 tekne vardı koyda. En son bir Rus tekne geldi. Bize yakın bir noktaya demir attılar. Gece saat 10.00 civarı havuzlukta Cem hala otopilot ile haşır neşir olurken, ben de kitabıma dalmışken birden Rus teknenin burnunu bizim iskele kıç omuzukta gördük! Hemen kalkıp iterek biraz uzaklaştırdık, teknedekiler biz seslenince farkettiler bu kadar yaklaştığımızı. Bu küçük adrenalin sonrasında biz biraz zincir aldık, onlar da biraz saldı ve uzaklaştık birbirimizden.

Dün hareket etmedik, Kaminia’da geceledik. Sabah 7.30 civarı uyandık. Bu saatlerden belli, sıcak bir gün olacak. Dışarıda deniz ince bir çizgi şeklinde, üzerinde hiç bir kıpırtı yok, hafif puslu. Cem (arılarla fısıldayan adam:)) dışarda kahvesini içerken, ben arıların çoşkusu nedeni ile içeriye kaçmak durumunda kaldım bu sabah. Sanıyorum işin sırrı onlar yokmuş gibi davranıp sakince yaptığın işe devam edebilmekte. Öyle böcek, haşerat korkum olmamasına rağmen  bu kadar burnumun dibine girdiklerinde ben Cem kadar sakin kalamıyorum maalesef:)

Kiona oldukça hareketli bir yermiş. Limanda kaldığınız sürece özellikle gün batımından sonra sıcağın etkisi biraz azalınca teknenin önünden gelen geçeni izlemek keyifli. Yalnız restoranlara yakın tarafta bağlandıysanız özellikle, ki zaten bu küçük limanın en ucu da restoranlara pek uzak sayılmaz geç saatlere kadar yemek kokuları içinde oturmak durumunda kalıyorsunuz. Açken insanın iştahını kabartan bu kokular, karnınızı doyurunca o kadar da tatlı gelmiyor insana. 

Sabah sekize doğru uyandık. Bizim için günün en güzel zamanları, bir yüzümüzü yıkamak yerine uyanıp direkt cup  suya atladığımız sabahlar, iki akşam gün batımı serinliği ile gelen keyif. Evet cümleden anlaşılacağı üzere artık sıcaklar bastırdı buralarda da, ama akşamları uyumamızı engelleyecek bir buhran yaşamadık henüz, aksine özellikle alargada iseniz hava karardıktan sonra birazcık içinizi ürperten bir hava var hala. 

Niyetimiz Assos’dan erken bir saatte ayrılmaktı, zira daracık  koyda kıçtan kara ve alargadaki tekne sayısını göz önüne aldığınızda sabah karışan zincirlerden dolayı burada bir eğlence çıkabilir gibi görünüyordu. Zaten bizim niyetimize kalmadan aynı niyette olan ama bizden erken uyanmış bir komşunun seslenmesi üzerine uyandık. "Zinciriniz benimkinin üzerinde, çekebilir misiniz?" diye rica edince biz de "Çıkacağız hemen." deyip beş dakika içinde demir alıp çıktık koydan. Planımız Kefolania adasının kuzey doğusunda yer alan Fiskardo’ya bir göz atmak. Duyduğumuz ve okuduğumuz kadarıyla bölgenin popüler mekanlarından o nedenle de kalabalık. Mesafe kısa, rüzgar çok kuvvetli değil motorla seyirdeyiz.

Bu sabah çok da acele etmeden Kefalonia’nın kuzey batısında yer alan Assos’a doğru yola çıktık.  Güzel başlayan bir sabahın arkasından oto pilotumuz bize kötü bir süpriz yaptı, komut almıyor! Cem biraz üzerinde çalıştı ve debriyajda bir sıkıntı olduğunu düşünüyor. Otopilot komut dinlemeyip bağımsızlığını ilan edince manuel kullanmaya başladık dümeni mecbur. Eğer problemin ne olduğunu tam olarak tespit edip çözemezsek değiştirmek zorunda kalacağız. Yedeğimiz var ama umarız iş o raddeye varmadan çözebiliriz bu işi. 

Pages