Map

Navionics Yükleniyor

Muhteşem bir sabaha uyandık. Dik yamaçlar yüzünden güneş tekneye ulaşamasa da, koyun manzarası etkileyiciydi.

Son iki gün kadar erken olmasa da 7:15'de yola düştük. Bugün rüzgar beklentimiz zaten yok. Bari Naxos'a erken varalım dedik. Yazın geç varınca limanda yer kalmıyor. 39 millik yolu 6:45 saatte aldık. Naxos liman bomboş olmasa da, henüz yer sıkıntıları başlamamış.

Erken yatınca erken kalktık ve 6:30'da yola çıktık. 

Hava durumu öğlene kadar makul bir güneyli rüzgar veriyordu. Bundan yaralanabilmek için erken çıkmaya karar vermiştik zaten. Keza hava öğleden sonra iyice kalacaktı. Ama yine zayıf ve istikarsız bir rüzgar vardı ve yolun tamamını motorla geldik. Öğlene doğru iyice kaldı.

Biraz da denemiş olmak için anayelkeni açtık. Düne göre oldukça iyi ama akşama biraz daha temizleyeceğim.

Toplamda 47.5 mil yolu 7:50 satte gelmişiz. Tamamı motorla.

Bu sabah ilk defa erken kalkıp yola düştük. 6:00'da ayaktaydık. Su deposunu doldurup ortalığı toparladık ve 6:20 gibi Rodos limanından ayrıldık. Hedefimiz Nisiros veya Kos. Yolda gidişata göre karar vereceğiz.

Simi’ye kadar birkaç gündür esen poyrazın bıraktığı ölü dalgalar dışında rahat geldik. Fakat buradan öteye beklediğimiz güneyli rüzgarlar beklentileri karşılamadı. Uzun süre oldukça zayıf ve istikrarsız esince motorla devam ettik.

Bir ara ümitlenip yelkenleri açtık, ama kısa süre sonra topladık. Fakat ana yelkenin çok zor açılıp kapandığını fark ettik. Önce bunu kötü sarılmaya yorduk, ama toplarken de fazla yük olmamasına rağmen mekanizma zorlanıyordu. 

Türkiye'deki son saatlerimiz...

Sabah 7 gibi uyandık. Akşam bizi yolcu etmek için gelmiş dostlarımız Hakan, Nükhet, Ufuk, Seda, Caner ve minik Ali de ayaklanmıştı. Hatta Erol bizi aç göndermemek için meşhur waffleını hazırlamıştı bile. 

Dün öğlen başlayan kuzeyli rüzgar tüm gece durmadan esmeye devam etti. Hava durumuna bir daha baktık. Rodos kanalında öğleden itibaren 20+ knotlarda batılı rüzgar gösteriyordu. Belli ki biraz dayak yiyeceğiz. Keşke daha erken çıksaydık diye düşündük, ama keşkeler bir işe yaramıyor.

Gece Yassıca Adalar'da zaman zaman rüzgar sert esti, ama tonozda olduğumuz için çok dert etmedik. Sabah ise pırıl pırıl bir havaya uyandık. Kahve keyfinden sonra ayrılıp Göbün'e doğru yönlendik.

Türkiye'deki son gecemizi bize yedi yıldır ev sahipliği yapan Göbün koyundan yapacağız. Burada çok güzel anılarımız ve yakın dostlarımız var. Göcek'deki arkadaşlarımız da geçirmeye gelecekler.

Koya geldiğimizde dün geceyi burada geçirmiş 45 teknelik flotilla henüz çıkmamıştı. Biz de Erol Mayadağ'ın karşı kıyıda bağlı gayrimenkul modundaki katamaranını bordaladık ve  yaptığı nefis waffle ile kahvaltımızı ettik. Flotillanın çıkışından sonra bomboş kalan iskeleye bağlandık.

Bu sabah kalkıp ilk iş dün yağan yağmurun indirdiği çöl kumlarını yıkadık. Basit toz gibi gözüküyorlar, ama kurudukdan sonra güverteye yapışıyorlar ve temizlemesi uğraştırıyor. O yüzden güneş çıkmadan yıkadık.

Arkasından son alışverişleri yaptık. Yelken torbalarında eksik olan kulp ve bağlantı noktalarını tenteci Ramazan'a diktirdik. Dün ıslanan yelkenleri kurutup paketledik.

Öğlene doğru Göcek'li dostlarımız Hakan, Nüket, Vural, Bilgen ve Özkan ile Kebap Hastanesi isimli lokantada pide eşliğinde kahvaltımızı yaptık. Türk mutfağından özleyeceğimiz yemeklerin ilk sıralarında yer alıyor.

Nihayet o gün geldi. Aylardır hazırlanıyoruz. Onlarca "yapılacak işler" listesi eskittik, ama hâla çok eksik var gibi geliyor. Tekne malzemesi satan dükkanlara girince sürekli elim dolu çıkıyorum. Bu alışverişin sonu gelmeyecek sanki.

Bugün haftalardır bağlı olduğumuz Göcek Belediye İskelesi'nden ayrıldık. Amacımız eksik gelmiş olsa da yeni yelkenlerimizi denemekti. Nymphe'nin yeni yelken setini ayrı bir yazıda tanıtırım. İki gündür misafirimiz olan ve son parça işlerimizi toparlamakta muazzam yardımı dokunan Arda ile birlikte açıldık.

Pages