Map

Navionics Yükleniyor

Sabah sekize doğru uyandık. Bizim için günün en güzel zamanları, bir yüzümüzü yıkamak yerine uyanıp direkt cup  suya atladığımız sabahlar, iki akşam gün batımı serinliği ile gelen keyif. Evet cümleden anlaşılacağı üzere artık sıcaklar bastırdı buralarda da, ama akşamları uyumamızı engelleyecek bir buhran yaşamadık henüz, aksine özellikle alargada iseniz hava karardıktan sonra birazcık içinizi ürperten bir hava var hala. 

Niyetimiz Assos’dan erken bir saatte ayrılmaktı, zira daracık  koyda kıçtan kara ve alargadaki tekne sayısını göz önüne aldığınızda sabah karışan zincirlerden dolayı burada bir eğlence çıkabilir gibi görünüyordu. Zaten bizim niyetimize kalmadan aynı niyette olan ama bizden erken uyanmış bir komşunun seslenmesi üzerine uyandık. "Zinciriniz benimkinin üzerinde, çekebilir misiniz?" diye rica edince biz de "Çıkacağız hemen." deyip beş dakika içinde demir alıp çıktık koydan. Planımız Kefolania adasının kuzey doğusunda yer alan Fiskardo’ya bir göz atmak. Duyduğumuz ve okuduğumuz kadarıyla bölgenin popüler mekanlarından o nedenle de kalabalık. Mesafe kısa, rüzgar çok kuvvetli değil motorla seyirdeyiz.

Bu sabah çok da acele etmeden Kefalonia’nın kuzey batısında yer alan Assos’a doğru yola çıktık.  Güzel başlayan bir sabahın arkasından oto pilotumuz bize kötü bir süpriz yaptı, komut almıyor! Cem biraz üzerinde çalıştı ve debriyajda bir sıkıntı olduğunu düşünüyor. Otopilot komut dinlemeyip bağımsızlığını ilan edince manuel kullanmaya başladık dümeni mecbur. Eğer problemin ne olduğunu tam olarak tespit edip çözemezsek değiştirmek zorunda kalacağız. Yedeğimiz var ama umarız iş o raddeye varmadan çözebiliriz bu işi. 

Ölü dalgalar nedeni ile Agios Nikolaus’un keyfini sürmemiz pek mümkün olamadı maalesef. Buradaki ikinci gecemizi hemen kasabanın önünde alargada geçirdik, keza limana yanaşsak bile sallantıdan dolayı karaya inmek neredeyse imkansız. Sabah sekiz gibi ayaktaydık. Kefalonia için yola çıkıp çıkmama konusunda henüz çok net bir kararımız yoktu. Açıkçası ben hava durumundan dolayı geç vakit veya ertesi gün çıkmaya meğilli idim. Ama sabah soluganlardan dolayı kahve keyfi bile çekilmez olunca Cem’in “Dışarısı o kadar da kötü değil, çıkalım buradan." önerisine balıklama atladım. Tekneyi hızlıca neta edip saat 9.00  gibi demir aldık.

Zakintos ana limanda bir gün daha geçirdik. Akşama kadar nispeten tembel bir gündü. Şehri biraz dolaştık.Çok özelliği olan bir yer değil. Adanın ulaşım merkezi. Burada kalan turistler dahi her gün deniz veya kara araçları ile diğer koylara gidiyorlar.

10 günlük İstanbul arasından sonra Nymphe'ye geri döndük.

Gözümün sorunu Retina Dekolmanı imiş. Kulağa çok havalı geliyor. Hafif bir ameliyat gerektirdi. Hafif derken, vücudunuzda olabilecek diğer ameliyatlarla karşılaştırıyorum. Göz ameilyatı olarak sanırım epey ciddi birşeydi. Tıp teknlojisine inanamıyor insan. Doktor elindeki maket göz üzerinde yapacaklarını anlatırken bilim kurgu filmi izliyorum sandım. Ameliyat sonrası ciddi bir ağrı sızı olmadı, ama geçici bıraktıkları silikon yağı yüzünden görüşüm epey bulanık. Bir ay sonra ufak bir müdahale ile bunu da halledecek (Umarım!).

İstanbul'u özlemiş miyiz? Hiç! Hatta git gide daha zor geliyor. Sadece sürenin geçici olduğunu bilmek katlanılabilir kılıyor. Ama herşey çok güzel olacak!

Lagana körfezinde sakin geçen bir geceden ve sabah kahve keyfinden sonra demir alıyoruz. Niyetimiz Zakintos'un ana limanına bir bakıp kuzeydeki Ay Nikolas koyuna gitmek.

Ama bir sorunumuz var...

Saat 12.30 civarı Zakinthos’a geldik. Adanın güneyindeki Lagana Körfezi Caretta kamplumbağalarının üreme alanı ve ulusal park statüsünde. Bu nedenle körfezin büyük kısmında demirlemek yasak, hatta bir bölümüne giriş bile yasak. Körfezin batısında yer alan Keri Koyuna demirleme imkanı var yalnızca, o da kumsala 100 metreden yakın olmamak şartı ile. Biz geldiğimizde koyda kumsalın hemen karşısında bir iki tekne vardı alargada, onların yanına demirimizi attık biz de. 

Saat 12.00 civarı demir alıp Methoni’den çıktık. Rüzgar ilk etapta zayıftı, sonra biraz arttı ama tam kafadan. Uzunca bir süre motorla devam ettik. Son iki saat rüzgar açısı biraz düzelince ana yelkeni açtık. Ama gideceğimiz yer ıssız ve  haritada mayın tarlası gibi kayalar saçılmış görünüyor etrafına, karanlığa kalmak istemiyoruz. O nedenle cenovaya yeltenmedik bile. Ana yelken destekli motorla devam ettik yola. Saat 7.30 gibi ulaştık hedefe. Nisidhes Strofadhes diye anılan iki küçük adacık. Daha büyük olan Stamfani'de eski bir manastır binası var, biraz ürkütücü. Biz küçük olan Arpia'da kalacağız. Kimse yoktur buralarda diye beklerken bir katamaran karşılıyor bizi koyda. Aşağısı kayalık, 3-4 metreye demir atıyoruz ve zınk diye tutuyor.

Bugün erken yol planı olmasa da erkenciyiz. 7.00 gibi ayaktaydık, biraz kahve keyfi sonrası Methoni’ye doğru yola düştük. Yaklaşık 5 millik bir mesafede kasaba. Kasabanın hemen önünde plajın karşısında alargada duran tekneler arasına demirimizi attık. Batıda küçük bir limancık gibi bir oluşum var ama küçük balıkçı kayıkları için, geri kalan herkes alargada. Botu indirip karaya çıktık. 

Pages