Flores

25/06/22

Azore'ların incisi desek abartmış olmayız. Muhteşem bir ada! Ama buraya Nymphe ile gelmedik. Zaten küçük ve sıkıntılı olan limanı, önceki sene bir fırtınada hasar görmüş. İki senedir tadilatta. Korunaklı koyu da yok. O yüzden Nymphe'yi Ponta Delgada marinada bırakıp Sao Miguel'e bizi ziyarete gelmiş arkadaşlarımızla birlikte uçakla geliyoruz.

Ada gerçekten küçük. Zaten iki günde batı kıyısının tamamın yürüyoruz. Ama imkanlar da epey sınırlı. Sezon çok kısa (2-3 ay)  olduğu için turizme yatırım da fazla yapılmıyor. Herşeyi önceden organize etmeniz lazım. Taksinize kadar! Evet, havalimanında taksi bulmakta zorlanıyoruz. Diğer günler için taksiyi hep önceden organize etmeyi öğreniyoruz. 

Havalimanı doğu kıyısındaki Santa Cruz kasabasında. Kasabasında derken, kasabanın birfiil içinde! Herhalde bu kasabanın her noktasından yürüyerek ulaşmak mümkündür havalimanına. Ama biz batı kıyısındaki Faja Grande kasabasında kalmayı tercih ediyoruz. Çünkü burası üç trek rotasının başlangıç (veya bitiş) noktası. Çok da keyifli bir kasaba. Üç-dört restoran, bir cafe, küçük bir market. Hepsi bu.

Vardığımız gün hemen yenımızdaki Cascata do Poço do Bacalhau şelalesine yürüyoruz. Olağanüstü bir manzara. Dibindeki gölcükde insanlar yüzüyorlar. Devam eden derecik üzerinde eskiden kalma değirmenler dikkatimizi çekiyor. Vaktinde tarım da yapılan, kendine yeten bir adaymış heralde. Bugün sadece hayvancılık kalmış. 

Ertesi gün kuzeye doğru giden yürüyüş rotasına yöneliyoruz. Aslında bu rota broşürlerde kuzeyden güneye tanımlanmış. O yönde yapınca yavaş bir tırmanış ardından bizim köye dik bir iniş gözüküyordu. Biz ters yönde tırmanalım, manzara noktalarını görüp geri dönelim diye düşündük. Ancak tırmanışın ortasında hepimiz oradan geri inmek istemediğimiz konusunda hem fikirdik. Planı değiştirip en kuzeydeki Ponta Delgada kasabasına yürüyoruz. Sıkı bir yürüyüş oluyor. Taksi beklerken (tabii ki bekliyoruz!) yaşlı teyzelerin işlettiği town-hall tarzı bir kahvede soğuk biralarımız ile kendimizi ödüllendiriyoruz. İşin ilginci, yolda rotayı kitapçığa göre yapan onlarca yürüyüşçü ile karşılaşıyoruz. Bir kısmının yaşı oldukça ileri. Bazıları genç ama bebekli, evet çocuklu değil bebekli! O patikadan aşağıya nasıl inecekler, o dizler nasıl dayanacak... Merak ediyoruz.

Biraz da manzaradan bahsedesim var, ama kelimeler yetersiz kalır. İyisi mi siz fotoğraflara bakın. -ki aslında onlar da tam hakkını vermiyor.

İkinci gün ise sabah taksi ile adanın en güney ucuna gidip bu sefer kuzeye doğru yürüyoruz. Bu nispeten daha rahat bir trek. Süre baskısı da olmadığı için epey sallana sallana yapıyoruz. Hatta adanın en meşhur manzaraların birinde, şelalere ve göle nazır bir saat keyif molası bile veriyoruz. 

Aslında ufacık ada, trek rotalarında hiç bir zaman araba yollarında çok uzakta değiliz. Ama o kadar güzel korumuşlar ki, sürekli ıssız doğa içinde yürüyüş hissindeyiz. Bi Yeşil Yol olayına girmemişler yani.

Son gün ise Süha'nın kiraladığı araba ile adanın diğer güzelliklerine ulaşıyoruz. İki ayrı krater gölü grubu var. İkisi de ayrı etkileyici. Neredeyse tüm dağ yollarından inip çıkıyoruz. Manzaralar, doğa... Olağanüstü. Lajes Das Flores'de bir kahve molası verip inşaat halindeki marinaya da bakıyoruz. Harbiden tekne ile gelinmezmiş buraya.

Flores'in tadı hepimizin damağında kalıyor. Herkesin aklında bir daha ne zaman, nasıl gelsek sorusu var dönüşte. O kadar etkiliyor bu ada bizi. 

 

 

Geolocation

39.434097524175, -31.209088796563

 

Add new comment
The content of this field is kept private and will not be shown publicly.

Plain text

  • No HTML tags allowed.
  • Web page addresses and email addresses turn into links automatically.
  • Lines and paragraphs break automatically.
CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.